2012 den Kareler ve Veda

 1-Ocak 

 2-Şubat 


 3-Mart

  4-Nisan

 5-Mayıs




 9-Eylül

 10- Ekim

 11- Kasım

 12- Aralık

*** 2012 *** 'ye veda ederken, herkese 
Sağlıklı, Huzurlu, Mutlu, Savaşsız, Neşeli, Başarılı, güzel bir 2013 dilerim ;)

Bez Bebek Diktim: Adı Bayan Piko ^_^

Tam 2 gün önce, gecenin bir vakti Pinterest de bez bebekler çıktı karşıma. Artık bebeklerle daha ilgili olan kızım için bir bebek dikmeye karar verdim. Blogumu takip edenler, aniden karar verip kalkıp hemen dikişe başladığımı bilirler.. ( Mesela bu: tık tık..)
Bende hiç vakit kaybetmeden kendime bir bebek kalıbı çıkardım.
Önce küçük karamalar yapıp sonra bunu büyütüp kalıbı ortaya çıkarıp kestim.
Elimdeki uygun kumaşları da alıp kesmeye başladım. Ben internette hazır kalıp bulamadım. Açıkçası fazla detaylı da aramadım. Sonra şu şekile kadar getirip bıraktım, çünkü çok geç olmuştu.
Ertesi gün ütüleyecek kadar zamanım oldu sadece..
Havalarda böyle güzel olunca ailece gezmeye gittik.
Derken bu akşam dikip bitirdim. Bu ilk denemem oldu. Aslında pek memnun değilim. Bacaklar ve kollar çöp gibi oldu, yüzünü de pek beğenmedim. Ama kızım bayıldı. İlk gördüğünde gülmeye başladı deli kız :) Ahahaha bebe :)) Pamuk şekerim, şimdi bebeğinin pelerini giydirip çıkarmak, onu bebek arabasına bindirip gezdirmekle geçirdi akşamı. Onun beğenmesine, ilgi göstermesine ve oynamasına nasıl sevindim anlatamam. :)
Şimdi yeni kalıp tasarlıyorum. Ayrıca bebeğe elbise kalıplarıda çıkarmayı planlıyorum. Hayırlısı bakalım ;)
Eğer isteyen olursa adım adım yapılışını da anlatabilirim. ..
Siz nasıl buldunuz bayan Piko'yu?  Diktiğim diğer Oyuncaklarla da arası iyi. Hepsini sıra sıra oturtup mamasını,sütünü veriyor. Kısaca Kızımın bebekleri çok şanslı ;)

2013'e çok az kaldı. Nedense böyle günlerde içimi bir heyecan sarar. Yeni yıl, yeni umutlar, yeni heyecanlar, yani herşeyi olumlu düşünürüm. Yarınlarımız hep dünden daha iyi olsun ;)

2013 yaklaşırken neler neler..

2012 mi hızlı geçti, biz mi yavaşladık bilemedim.. Çocuk olunca zaten zaman uçtuğunu gözüne toz  kaçar gibi gösteriyor sanki. Bu yıl en çok kullandığım kelimeler ve cümleler : ' Sen ne çabuk büyüyorsun', 'Zaman nasıl çabuk geçiyooor', oldu herhalde. :)
Bizim evde bu sene yılbaşı yine mezeli, keyifli yemekli, bayram ve doğumgünleri gibi kalabalık geçicek. Zaten eşimin 3 kuzeni bir araya gelsek 2 futbol takımı kurar maçımızı oynarız. Şu anda 4 kuzen & ailesi bir araya gelme planlarımız var..
Birde bizde yılbaşında kimse kimseye hediye almaz. Açıkçası o kadar insana hediye almak çok zor. Kimse işin içinden çıkamaz. Eskiden de almazdık. Nasıl desem: O mutlu geçen zamanların yerini hiç bir maddiyat alamaz. Alanlara kesinlikle saygım sonsuz, o ayrı. Arada bir ufak tefek şeyler alınmıştır ama aklımda kalan sadece fotoğraflardaki güzel simalar..
Bir zamanlar ver elini Avusturya, yahut İsviçre'ye giderdik 3-4 aile. O zamanlar çocuklarımız yoktu. Bir kulübe kiralar şöminemizi yakar, dışarıda yağan lapa lapa kar'ın eşliğinde sıcak çikolatalarımızı içerdik..  Sonra oyunlar oynar, gece yarılarına kadar sohbet ederdik.  Herşey zamanında güzelmiş. Dilerim o zamanlar yine gelir :)
2013'e çok az kaldı.. 2013 için en başta dileğim. Kızım, bizim,ailem ve herkes için sağlık. Huzur, mutluluk.
Gerçekleşmesini istediğim 2 şey daha var, dilerim onlar da olur. :)
Dünyamız için barış, huzur diliyorum. Kendi ideolojisini savunmak iyidir, ama bunu savunanları kayırıp diğer dinden,dilden,ırktan olan herkesi yok sayan siyasetçilerin minumum'a inmesini diliyorum. Unutulmamalı ki, bugün benim gibi düşünen ama diğerini ezen bir iktidar bu haliyle ileride benimde ezilmeme göz yummuş olur.
Şimdi laf lafı açtı bak. Son satırlarımdan sonra okuyup bitirdiğim en son kitap geldi aklıma.
Zülfü Livaneli: Serenad.. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Ruhum canlandı inanın. Hüzün,mutluluk,heyecan, hepsini yaşadım. Ve ben sulugözüm, haksızlığa uğramış tarihi okuyunca ağladım...
Şimdi ikinci kitabı okuyorum. Kristin Hannah : Ateşböceği Yolu.. Ayy ne biçimim ben: Kitabın başlarında hıçkırıklara boğuldum gittim. Bu kitabı da diğeri gibi yaşayarak okuyorum.   
İşte böyle..
Sizin 2013e dair özel dilekleriniz var mı? Peki ya başarmayı hedefledikleriniz?  Diyet, Sigarayı bırakmak,spora başlamak herhalde çoğunun hedefi :)
Herkesin dileği olsun. Bizde daha sağlıklı daha az abur cuburlu yaşamayı hedefledik.  İşte böyle.. ;)
Okuyan, yorum yazan, uğrayan herkese 2013'e dilediği gibi bir giriş yapmasını diliyorum. 

DIY: Burberry Tarzı Yağmurluk Yapımı

Burberry Transparent Rain Cape
Bunun yapımını adım adım burada görebilirsiniz. Bence başarılı olmuş. İlgilenenlere fikir olsun ;)

Retro Stlye Alışveriş

Sizde benim gibi Retro Tarzı olan herşeye bayılıyorsanız ve daha fazlasını görmek istiyorsanız mutlaka bir göz atın derim: Orla Kiely

Vintage Style Ekose Bileklik & Sımsıcak Günler

Birkaç zaman önce kuzenin bahçesinde gelen ayvalarla reçel yapmıştım.  Soran olursa: Ben Ayvaları rendeleyip bir adet çubuk tarçınla kaynattım. Şekerini ve limonu ekleyip biraz daha kaynatıp bir gece beklettim. Ertesi gün tekrar kaynatınca, rengi bu hale dönüyor, sıcak sıcak kavanozlara koydum. 
Ve bu sabah soğuğa rağmen yüzünü gösteren güneşin aydınlattığı evimde sütlü kahvemle yedim. 
Reçeli bu şekilde yapmayı, aynı şekilde her öğünü keyifle yemeyi anneannemden öğrendim. Zaman olsun olmasın, eğer onu yaşamasını öğrenmişsen devamını da getirebiliyorsun.
 Bunu ben birde hayalgücüne bağlıyorum. Eğer hayalgücün varsa, yaptığın her eylemi film tadında yaşamak daha kolay. Ben şimdi ayvaları mesela robotta rendeliyorum. Anneannem o zamanlar elinde rendeler, gücenmez,yoruldum demezdi. Birgün ona 'Neden hiç hayıflanmıyorsun?', diye sorduğumda bana aynen şöyle demişti: ' Tatlı kahvaltılarımızı düşündükçe yorgunluğumu hissetmiyorum..' Yüzündeki ifade ise sözlerinin ne kadar sahici olduğunun kanıdıydı.. 
<<>>
Kızımda bu konuda bize çekmiş. Yemeği keyifle yer. Çayını/ Sütünü keyifle içer.
Kızım demişken, doğumgünü dilekleri için çok teşekkür ederim, okurken çok duygulandım..Şu aralar aklımda Cumartesinin planları ve alışverişi var. Birde kendimi kitaplara verdim. Yoğun geçen zamanın içinde ruhumu kitap okuyarak dinlendiriyorum. Önümüzdeki günlerde onlardan da bahsedicem..
Benim tarzımı yansıtan bu çalışmamla
bu yazımı bitiriyorum.. Bu bilekliğin detayları ve daha fazla fotoğraf için TIK TIK..
Reçel tadında geçsin günlerimiz ;)


Derin Duygular.. Meleğim 2 yaşında..

Onun ayakları,
onun gözleri.. yok yok bakışları,
her adımda peşinden uçuşan saçları,
Onun güleryüzü, ağzından çıkan her sözü...tarifsiz.. Herşeyin tarifi olur ama onun..ben bulamadım..
...
Varlığı bile yaşamın en anlamlısı. Nefes kadar önemli..Doyarak yaşamanın, öncesinde bilinmedik kaosun en renklisi. Yalnızlığa ebediyen elvedanın elçisi. Sinir olunan şımarık ve abartılı kelimelerin bile anlamını yeniden kazandığı, taşların yerine oturduğu o..
O bir aşk.. Anne olmak değil, onun kokusunda tüm kutsallık. Sevginin sırrı.. 
Gelişinle beraber onu sevmek, şunu anlamak, bunu affetmek daha kolay oldu. Engellerin boyu kısaldı. Katlanmak kelimesi silindi, görünmez oldu.. 
O'nunla beraber omuzdaki yükler hafifledi. 
Biliyorum .. ve bir gün gelicek o gidicek. Bacaklarımıza sarılıp,gül tokalı saçların omuzlarına düşerken,boncuk gözlerle bakıp: 'Annii' deyişi.. Kendi yolunu çizicek.  Kimbilir hangi hayallerin peşinde, hangi kalp çarpıntıları ile nerelere koşacak.. Belki hiç ardına bakmayacak, belki de hep yakın olacak. 
Ve eğer o gün gelirse ona bu resimleri göstericem.. 
'Seninle yaptığım her yemek lezzetliydi',  
'Seninle yaşamak, seninle yaşlanmak güzeldi' , diycem..
'Bulutlar kadar özgür,
 yağmur damlaları kadar cesur ol', diycem..
Yürüdüğün her yolun sonu aydınlık olsun ponponum, ceylan gözlüm.. Biz bıraktığın yerde olacağız.. 
'Seni Seviyorum', demekten bıkmayacağız. Anlamlı anlamsız, gerekli gereksiz endişelerimiz olucak. Sağ yanağındaki gamzenin fazlasıyla göründüğü bir ömrün olsun..
Seni hayatın ötesinde de seveceğiz.. Derin ve sonsuz.. Karşılığı olsun olmasın.. Sen mutlumusun, huzurlumusun, en önemlisi sağlığın yerinde mi? Karşılığı bu olsun.. Bebeğim.. Patilottam..
Seni çok seven insan kalabalığın içine doğdun. İyi ki doğdun, iyi ki bizim meleğimiz oldun. İyi ki dedenin sakallarını yolan, nenenin eteğinden çekiştiren, anneanneye arkadaşlık yapan,halaların küpelerini çeken, kuzenlerin arkadaşı, dayının sırtında gülücükler atan, yengelerin,eniştelerin gıdı gıdısı, büyük dedelerin,dayıların, teyzelerin prensesi, babanın aşkı, annenin tarifsizi
meleğim iyi ki doğdun.. 

(Doğumgünü dün dü ama i.net olmadığı için bugün yayınladım)

Aksiyonlu Mutluluk Karmaşası

Geçtiğimiz Pazartesi boğaz kaşıntısı ile yattım. Gece üşüme nöbeti ateş derken sabah boğaz ağrısı ile doktora gittim. Bakterilerin bir gecede bu kadar ilerlemiş olmasına inanamadı doktorum. o.O 'Ee kimin bakterileri', dedim. 'Benim gibi yerinde duramıyorlar işte' :)  'Antibiyotik almak kaçınılmazdı. '2 gün bulaşıcı aman dikkat' diyince kızımı sabahdan akşama kadar babaannesine yolladım. 2 gün gerçekten kendimde değildim. Geriye kalan günlerde kolay değildi ama çocuk olunca mecbur ayaktasın. Neyse bugün de haftanın tüm perişanlığını atmak ve kızımla hasret gidermek istedim. Her sabah kitabını alıp 'okku' diye yanıma gelir ya, bugün de bir hafta okumamış olmamın acısını çıkartmaya çalıştı galiba.. :) Neden mi? Nasıl mı?
Kitabını almadan önce yeşil, beyaz puantiyeli, kelebek aplikasyonlu battaniyesini serdi. Üzerine Miskin hanım, Hayal hanım, Tatlişko Köpişine koydu. 'Pıt pıt pıt' koşa koşa 1 yerine 3 kitabını alıp bebeklerinin yanına oturdu. :) ' Annii okku okku' :)
Miskin hanım pek miskin, Hayal hanım hayallere dalmış, Köpiş uslu uslu kitabı dinlediler..
Sonra 'Anne kalk diyo' diyerek beni mutfağa götürdü..
Kaç zamandır canım yumurtalı ekmek çekiyordu. Kurumaya yüz tutmuş 2 günlük pideleri, tuzlayıp karabiber serptiğim yumurtalarla buluşturdum. Bizim evde yemek ayırmayan bir tek ben olduğum için maalesef herşeyi yemeyenlere uyum sağlayıyorum. Yani kendi sevdiklerimden feragat ediyorum.. Bu ekmeklerde bana özeldi. ;)
Bünyem ilaca pek alışkın değil. Aslında başağrısıda pek bilmezdim ama ilaçların etkisi ile bugün başım fenaydı. Sanki beynimde tonlarca taş var. Kuzum öğlen uykusunda, eşimde evde kitaplarıyla meşgul iken kendimi dışarıya attım. Miss gibi bir bahar havası, içime çektiğim oksijen umduğum gibi iyi geldi..
Eve geldiğimde kuzenle telefonlaştım. Haftasonları mutlaka keyif yaparız biz. Kuzenler, çocuklar büyük bir evde 17 ses çınladı durdu. Bu seslere usta ellerden çiğ köfte, ev yapımı turşular, mercimekli mantı çorbası (çocuklar için di, ama büyüklerde yedik) ve çayla birkaç haftadır yapamadığımız haftasonu keyiflerinin acısını çıkardık. Aslında yemek keyfin kenarı, esas çaylı sohbetler, mutlu çocuk çığlıkları önemli olan. Birde büyük çocuklar, yani 16-13 yaş arası koca bıdıklar 5-1,5 yaş arasındaki küçük bıdıklarla ilgilenmeleri ise işin kreması ;) 
Kuzumun saçlarını ördüler, sonra balon oynadı, koşuşturdu durdu.  Yola çıkmadan yatağa hazır hale getirdim miniğimi. Beklediğimiz gibi arabada uyudu. Yukarı taşıdık, uyanmadan yatağına koyduk. 
Yani bugün aksiyonlu, mutlu ve biraz karışık geçti... 
Vee bir gün daha veda edip karanlıkta kayboldu.. Umarım sizin gününüz de güzel, hatta daha güzel geçmiştir.. ;)