Gebelere ve bebek annelerine tavsiyeler


Başlık çok bilmiş gibi geliyorsa kulağa affedin. Ben sadece tecrübeleri paylaşmak istiyorum. Umarım anne adaylarına ve annelere bir faydası olur.

Gebelik planlıysa önceden folik asit (ve benim doktorum iyot'da önerdi) kullandım. Eğer değilse gebeliğin ilk gününden 16-18.haftaya kadar alınmalıdır. (Ben iyot ve folikasit 16.haftaya kadar aldım)
Sonrasında erken doğum riskine ihtimal vermemek ve bacaklarda oluşabilecek sancı ve kramplar için 38.haftaya kadar magnezyum kullandım. Benim doktorum olumsuzluğa ihtimal vermemek için bu şekilde tüm hastalarına uygular. Ayrıca kan testi ve kontrol sonucu gerekiyorsa vitamin verir.
Gebeliğim çok iyi geçti diyebilirim. 38.Haftadan itibaren magnezyumu bırakıp pek bilinmeyen ama benim normal doğumun çok kısa sürmesi (7 saat toplam. İlk 2 saat 2-3sancı.Sonra yarım saat aralıklı,derken 1saat sancı ve yarım saatte doğum gerçekleşti) nın en büyük etkenlerinden biri, istemem,kendimi psikolojik olarak kendimi ona hazırlamam  oldu. Sonrada  yani 38.haftadan itibaren hergün 2-3 bardak Ahududu yaprağı çayı içtim ve bol bol yürüyüşler yaptım. Hastane çantamız arabada, ver elini AVM, city diye gezmelere çıktık eşimle. :) Görüntüsü papatya kurusuna benzeyen bu çayı ben biraz bal karıştırarak içtim. Ahududu yaprağı çayı'nın özelliği ise,kasları gevşetmesiymiş, bu da doktorumun tavsiyesiydi. Yani esas normal doğumlarda en çok zorlanılan ve saatlerce sancılara sebep olan rahimin açılmasına yardımcı oluyormuş. Ben de işe yaradı.
Sezeryan olan arkadaşlarımın çektiklerini görmüş ve korkmuştum açıkçası. Dünyada altı milyar insan var,bunları anaları nasıl doğurmuş,bende doğururum diyerek :) kendimi gebeliğin başından beri böyle şartlandırdım. Hem doktorumun dediği gibi, 'kesilen deri,kaslar, hiç bir zaman eskisi gibi olmuyor,eski fonksiyonunu yitiriyor diyerek beni daha da yüreklendirmişti'. Diyorum ya en önemlisi 'ben bunu istiyorum demek,inanmak yolun 50% si demektir. Doğumun aynı günü biraz güçsüzdüm ve tansiyonum düşüktü pek kalkmadım.. Ama ertesi günü dimdik ayaktaydım. Oysa sezeryan olan arkadaşlarım uzun süre ağrı kesici kullanmak vb. sorunlar yaşadılar.
Ama hep derim: herkesin kendi seçimi,kendi yaşamı kendi bedeni. Herkese saygı duyuyorum.

Son zamanlarda twitter hesabımda annelerin sık sık emzirirken uyumak istiyor,göğsümde emerek uyuyor perişan oluyorum gibi mesajlarını okuyordum. Buna anne olmadan önce bir aile bireyinde şahit olmuş ve çok korkmuştum. Çocuk 1,5 yaşında ama kadın hala uykusuz,cehennem hayatı yaşıyor.
Şöyle bir gerçek var. Evet bebekler en iyi,en çabuk emerek uyuyorlar. Aynı duruma düşmemek için ne yapabilirim diye düşünüyordum.
Bunun için esasen eşimin aklına gelen bir fikir geldi. Fazla sütü pompalayıp buzluğa atıyordum. Ve kızımı gece biberona alıştırdım. Yok bebeğim istemiyor  illa göğüs istiyor diyorsanız benim gibi biberona erken başlayın derim. Ben parallel olarak hem emzirdim hemde biberonla sütümü verdim. Yok kızım almaz da demeyin,çünkü aç olunca elbet alıyorlar. Ve geceleri biriktirdiğim sütleri biberonla vermeye başladım. Çünkü gündüz emzirmeye enerjim varken geceleri aynı tempoda olamam ve yine ertesi günü yıpranmış ve verimsiz bir anne olurum diyerek böyle bir çözümü uyguladım. Ve bir şeye çok daha dikkat ettim. Uyku vakti asla göğüs vermedim (ilk 2 ay dışında). Uyku sütünü biberonla verir oldum. Bebekler ilk 2 ay hiçbirşeyi kayıt etmez diye ilk iki ay daha gevşek davrandık. Hatta 2 ay yatağımızda,ortada yastığın üzerinde yattı. Sonra beşiğe aldım. Ve 1-2 ay önce odasına,yatağa aldım.
(Bir tanıdık fazla bekletmeden odasına yatağına alıştır bizim kız dört yaşında ve hala bizimle yatmak için savaşıyoruz demişti. Kızına yepyeni oda almışlar,süslemişler püslemişler ama kız gece kalkar anne babasının yatağına gelirmiş) Tecrübeleri kulağıma küpe yapan ben o yüzden erkenden odasına aldım. Kameralı Babyphone ile ilk yarım saat çalan hem uyku müziğini ayarlıyor hemde birşey olunca uyanmadan hemen gidip müdahele edebiliyorum.
En önemli unsurlardan biri ise Çocuğa yeterince o güveni vermek. Ben mesela odadan çıkınca 'dur kızım geliyorum' dediğim an ağlamaz,oturur bekler. Bilirki gelicem. Şunu yapıcam dediğim zaman yaparım. 1 ağlar 2 ağlar sonra bilirki aa bu gelicek ve beni alıcak. Bence önemli olan çocuklara dürüst olmak. Sabahları uyandığında 'ennee' diye çağırır, keyiflidir. Mutluluk ve tebessümle karşılar beni. Giderim 'Günaydııın' der ve önce perde panjuları açarım tüm evin. Hatta mutfağa girer kahve makinasını ayarlarım. O bekler, bilirki anne gelicek. Gider alırım ve her sabah aynı ritüelleri uygularım. Her yatırışımda da öyle. Sonra kalkıp elimizi yüzümüzü yıkar,altımızı değiştirip oynamaya başlarız. Hava güzelsa bahçede oynarız. Uyku ritüellerimiz ise şöyle: Kucağıma alırım, perdeleri çekerim,sessiz konuşurum.Öper sarılır yatağına koyar,sarılıp uyuduğu bezini verir, 2-3 dönen oyuncaklı müziğini açarım ve uyur. Kızımın yanında televizyon açmam. Yaptığım herşeyi ona anlatırım. Mutfağa yanımda oturtur, yaptığım yemeyi,malzemeyi,araç gereçi herşeyi anlatırım. Aynı şekilde dikiş dikerken.Hem beni dinler,hem izler hemde kendi oyuncaklarıyla ilgilenir.Yaptığım her hareketi,her çiçeği böceği,yolda geçen arabayı,bisikleti,kediyi,aklınıza gelecek gündelik herşeyi anlatırım. Dinler. Kuzum ne kadar aksileşirse aksileşsin ben aynı kalırım. Sesim yükselmez,panik yapmam.Sarılıp yatıştırmaya kalkarım. Sesim onu sakinleştirir.Ve önce kendimi değil onu düşünerek hareket ederim. Öğrenmesi gelişimi için onunla oynarım,ama yeri geldiğinde kendi kendine oynamasını da bilir. Yani kendi kendini oyalamayı bilmesi lazım. Umarım kendimi ve tecrübelerimi iyi ifade edebilmişimdir. Ve en önemlisi,ateşli gününde,sancılı gününde,diş gününde,sabırlı ve sakin olabilmektir.
Tüm annelere kolay ve rahat gebelik & kavuşma, annelere huzurlu & mutlu bebekler diliyorum ;)

(Özellikle anne ve anne adayları olarak sizlerde tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim)

Cumartesi Tarifleri: Tahinli Cevizli Sarma / Kuru Baklava

Bu tarifi bir kez deneyip hüsrana uğramıştım. Şöyle: Tariflerde hep ne kadar olduğu belirtmeden şeker serpin derdi. Sonra, o kadar şeker serpmeme rağmen acı oluyordu. Bu tahin ne kadar şeker yiyiyormuş? Neyse sonra 1 bardak tahine 2 bardak şekeri döküp iyice karıştırdım. Baklava yufkası kullandım. 2 yufkayı üst üste serip her tarafına şekerli tahin sürdüm.Sonra bıçakla ufakça doğradığım cevizi üzerine serpiştirip sardım. Yarım parmak kadar kesip tepsiye dizdim. Önceden ısıttığım 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirdim. Çıkar çıkmaz üzerine pudra şekeri serptim. Nefis oldu.
Benim gibi sorun yaşamış olanlara belki verdiğim ölçülerin faydası olur diye tanıdık bir tarif eklemek istedim. Afiyet olsun ;)

Arta kalan kumaşlardan kırkyama modelleri DIY

Dün akşam kuzumu da yatırdıktan sonra bütün arta kumaşları topladım. Zamanla  o kadar çok kumaş birikmiş ki toplayınca bile koca bir poşet dolu çıkmasına şaşırdım. Şimdi birkaç parça ile yaptığım başka şeyler  devar onları da paylaşıcam, fakat yine çoğunu ortadan kaldırmak için kırkyama tekniği ile diktim. Kırkyama da aynı ebatta kesilen kumaşlarla dikilir ama ben pek hesapsız ebatsız kesip diktim. Fena da olmadı.
Şimdi sorum şu: Daha fazla var bu arta kumaşlardan.Acaba bunu büyütüp kuzuma içi elyaflı bir örtü /battaniye mi diksem yoksa masa örtüsü olarak mı diksem? Ne dersiniz?

Kahvaltılık için farklı lezzetler: Krem Peynirli Pastacıklar

Bu tarifi arşivimden çıkardım. Resimlerden de belli, o zamanlar küçük bir makina ile çekilmiş :)
İyi kide bulmuşmuşum birkaç gün sonra Kayınvalidemler yazlıktan dönüyorlar ve kalabalık Pazar kahvaltımız için yapmayı planladım.Ben kullandığım malzemeleri ekliyorum fakat birçoğu opsiyonel.Yani siz damak zevkinize göre değiştirebilir,süsleyebilirsiniz.Ve bu pazar farklı şekilde süslemeyi düşünüyorum. ;)
Malzemeler:
Tost ekmekleri (kişi başına 3-4 dilim)
Siyah Zeytin ezmesi
Salam
Krem Peynir
Kurutuluş yeşillikler (yeşil soğan,kekik,fesleğen)
Birazcık Sarımsak tozu
Tuz
Önce tost ekmeklerini daire kalıp kesme (büyük kurabiyeler için, yoksa bardakla tek tek kesin) ile kesilir
(kenarlarını tost da kurutup robottan un haline getirip köftelere koyulur)
Aralarına krem peyniri sürdüm.Üstüne zeytin ezmesi sürüp salamlari dizdim.Üstüne tostu koyup aynı işlemi tekrarladım.
Ben dört kat yapmıştım çünkü tost krem peyniri çekip iniyor. Üzerini ince dilimlediğim havuçla süslemişim :) Bu defa Mısır taneleri,sumak la süslemeyi düşünüyorum.
Eğer denerseniz, bana resim yollayın, farklı tasarımları okuyan herkesle paylaşalım ;)

'Yaz gitsede ben bırakmam' : Temalı Bluz diktim

Gri havalarda gönlümüz açılsın diye,özellikle kışın ortasında uzun kollu bir parçanın üzerinde

güneş açsın diye,içimizdeki kara bulutlara ışık vursun,
bazen umutsuzluğa kapılan yüreğimizi aydınlatsın diye,

Sarı rengi tercih ettim. ;)

Bu aralar :

....sürekli bir şekilde parmaklarımı kesiyorum,
... sık sık anneannemin tarçınlı tavuk yemeğini yapıyorum,
... üzümlü çorbamla misafirlerimi şaşırtıyorum,
... yeni kararlar vermek için düşünüyorum,
...kuzumun hızla büyümesine hem üzülüyor hem seviniyorum,
... doğum öncesi ben çok kilo alır ama sonrasında asla veremem derken nasıl 34-36 bedene geldiğime şaşırıyorum,
...ve bu kararlar için içimdeki seslerin savaşını dinliyorum,
... Büyükada'yı özlüyorum,
... sabahları sütlü kahvemin yanında dikiş dikiyorum,
... ve her zaman sahip olduklarıma şükrediyorum..

Herkese huzurlu ve mutlu bir hafta diliyorum ;)

Cumartesi Tarifleri: Beyaz Çikolatalı Portakallı Kolay Truff

Bu aralar Cumartesi tarifleri iyice salmış durumdayım. Yani öyle görünüyor. Ama nedense hem Ramazanın kalabalık sofralarından hemde çocukdan dolayı bir türlü resimlemeye fırsat bulamıyorum. Resimsizde tarif eklemek istemiyorum :/ Ama unuttum sanmayın.
Şimdi bu kolay tarifi ne kadar övsem azdır. Deneyin pişman olmazsınız. Haşhaşlı Limonlu Kek'i kalıplarla kesip servis yapmıştım. Arta kalanlara portakal kabuklarını rendeledim. Zaten bu kek şerbetli olduğu için yuvarlamak kolay oldu. Sonra bunları benmari usülü erittiğim beyaz çikolataya batırıp telin üzerine koyup, isterseniz çatal yardımıyla telin üzerinde yuvarlayın. Soğuyunca istediğiniz gibi süsleyerek servis edin.
Eğer keki yaptığınızda şerbeti çok az ise ve kek kuruysa biraz şerbet hazırlayıp üzerine gezdirin elinizle yuvarlamadan önce. Portakal,içindeki haşhaş ve beyaz çikolata inanılmaz lezzetli oluyor. Afiyet olsun ;)

Dikiş&Tasarımlarım: Bebek bezi çantası

Şimdiden herkese güzel bir haftasonu diliyorum. Kuzum twitter'da da yazdığım gibi tam gaz emeklemeye başladı.Bu aralar onun için tehlikeli olan şeyleri keşfetmeye çalışıyoruz. .)
Gelelim çalışmaya:
Tamamen kendi tasarladığım, bebek bezi,kremi,mendilini koyabileceğimiz, hatta clutch olarakda kullanılabilecek pek lovely bir parçadır. 2Dış kumaş,2astar ve 2iç kumaş olmak üzere kalp kumaşları kesip diktim. Kumaşın arka kısmına düğme ve yine aynı şekilde arka iç kısmına lastik diktim. Böylece lastik düğmeye geçirilip kolayca
kapatılıp açılıyor hemde çok şık bir görüntüye sahip ;)
Pamuk olan her iki kumaşın renklerine gelince:Dış kumaş beyaz puantiyeli siyah, iç kumaş ise kırmızı.
;)

Biri beni tutsun yoksa ben gidicem

Arkadaşımın annesi Gürcistan'dan yollamış. Tamemen doğal ve kendi bahçelerinden toplanmış. Ceviz dolmalı kiraz reçeli. O minicik tatlı kirazları tek tek cevizle doldurmuş. Bizim Kayseri Mantısı gibi uğraştırır. Ama tadını nasıl anlatsam bilemedim. Ceviz'i çok severim ve yakıştırdığım bir çok yemeğe,mezeye,kahvaltıma eklerim ama bu tam bir rüya olmuş. Öyle nefis ki anlatamam. Evet biri beni tutsun yoksa hepsini yiyip şeker komasından ölebilirim. Bunu bilen veya yapan varmı? Karadeniz'de bilinir diye düşünüyorum.
Birde bu aralar can sıkıcı birkaç olay yaşadığımdan ve ben üzgünsem veya canımı birşey sıkmışsa ağzımı bıçak açmaz, dolayı bloga birşey yazamadım. Kendimi dikişe vererek oyalıyorum. En verimli olduğum zamanlar da maalesef böyle zamanlar. Yine de olmasın isterdim. Biri geliyor sizin emek verdiğiniz birşeyi bir anda yıkıp gidiyor. Düşüncesiz insanlar, birtakım engeller hayatımızda ne yazık ki her zaman olucaktır..Yani engebeli yollarıda aşacağız. Biliyorum. Allah kimseye dermansız dert,hastalık vermesin yeterki.. Off.. Doluyum,ama şu reçelde nasıl iyi geldi,bir bilsen..

DIY: Arta kalan kumaşlarla minik cüzdan diktim

Bu aralar sanki evdeki arta kalan parça kumaşlara savaş açmış durumdayım.

Dikiş dikerken düzeni korumasını beceremiyorum. Sonrası hep bir dağınıklık oluyor. Bu defa küçük parçaları toplayıp bu işe koyuldum. Bakalım daha neler görücez ;)
Arka kısmına daha bir minik kumaşla kalp kesip çiçek motivi vererek diktim. İçine yine parça bir kumaşı diktim,daha sert olsun diye. Aslında dikimi anlatmaya gerek yok, dört köşe kumaşı astar kumaşla tersten dik, açık bir yer bırakıp ters çevir, çanta gibi katlayıp tekrar dik ve bitti.. ;)

Arta kalan kumaştan cep telefonu diktim

Burada ve burada yazıp kızıma diktiğim elbiseden arta kalan kumaşdan cep telefonu kılıfı diktim.  Üzeri çiçekli kalpli düğmeyi anneannem yıllar önce almış ama kullanmamış. Düğme kutusundan buldum. Nereden aldığını hatırlamıyor ne yazık ki.  Hem puantiyeli kumaş hemde düğme ile vintage tarzı farklı birşey oldu..Hemde kumaşın arta kalan parçalarınıda değerlendirmiş oldum. Herkese güzel bir hafta diliyorum ;)

Sinema Sohbet: 3 film birden

Sinema filmlerini seviyorsanız keyifle okumak için arkanıza yastığı koyup yaslanın. İsterseniz yanına bir kahve ve çikolata alıp anlatacaklarımı okuduktan sonra fragmanları izleyin. ..
Bu son haftalarda izlediğim filmleri sırasıyla anlatıyorum.Karşılıklı sohbet niyetine iyi okumalar diliyorum ;)
Konu kısaca şöyle: Babası Alzheimer olan bir Bilimadamının Genetik Bilim üzerine yaptığı çalışmalar sonucu bulduğu ALZ-112 virüsleri ile bu hastalığı yenme çabası ve maymunlar üzerine yapılan deneyin sonucu ile başlar. Film şimdiye kadar izlediğimiz Maymunlar Cehennemi versiyonlarından daha farklı ve açıkçası daha mantıklı diyebilirim. Ama bu filmin eski versiyonlarını bilen ne kadar mantık arar o da ayrı bir konu. Çılgın son yerine bir nevi mutlu sonla biten bu bölümde devamı gelsin diye de açık kapı bırakılmış. Kesin devamı gelicek diyorum ben. Bu arada fransız yazarı Pierre Boulle eseri olan film 1960'lardan beri beyaz perdeye uyarlanır..Filmin en güzeli ise başrolü oynayan Maymun Ceaserdir. Yüzüklerin Efendisi'nde Gollum / Sméagol karakterine de hayat veren oyuncu Andy Serkins'dir. Andy Serkins Motion Capture tekniği ile oyunculuğunu konuşturan başarılı ve bu alanda Hollywood'un gözdesi olan biridir.
Gelelim çok şahsi düşünceme :): İyi başladı, vasat bitti. Büyük aksiyon bekleyenler umduğunu bulamaz. Aslında film o anda şimdi yazdığım gibi karamsarlık yaratmadı ama çıkınca 'bu neydi şimdi?', dedim.Öyle takılıyorum diyenler için buyrun takılın derim ;) Yani orta şeker..

Bu film hakkında fazla yazmıyorum çünkü tam bir zaman kaybı. (Tamam filmin sonu şaşırtıyor ve gerçek bir sürpriz ama bir son için o kadar saat çekilmez)  Benden daha fanatik olan eşimi kıramadım ve girdim. Ama ne yazık ki pişman olduk. Bu senaryodan daha iyi bir iş çıkardı dediğimiz bir filmdi. Daha iyi olabilirdi. Vintage tarzı birkaç hanımın saçı ve hoş makyajı filmde aklımdan kalan tek şey...

Vee gelelim esas filme. Film gibi film, sonu muhteşem ama öyle böyle değil gerçekten izlenmeye değer
süper beklenmedik, şok bir sonla uzun süre ağzınız açık bakabilirsiniz. Filmin bu bölümü eğer iyi tutarsa devamı gelicekmiş diye duydum.. Özellikle köprü sahnesinde ki effektler heyecan verici ve çok güzel yapılmış. Tipik Final Destination ölümleri olsada bu defa senaryoda ufak ama önemli bir detay eklenmiş. Bu detay filmin akışını biraz değiştirsede yine senaryo eskilere sadık kalmış. Bir ara caddeye yuvarlanan ve araba tarafından 'fıç' diye ezilen göz yüzünden patlamış mısırımdan soğudum ama siz bana bakmayın. Bu film de 'sonu' için bakmaya değer: Eğer diğer ve özellikle ilk bölümü izlediyseniz. Yok izlemedim diyorsanız o çok övdüğüm 'son' sizin için bişey ifade etmez.. İşte böyle. Herkese güzel bir Pazar diliyorum ;)