Miskin hanımın kardeşi Hayal hanım: Meraba

Miskin hanımı hatırlarsınız burada tanışmıştınız.. İşte onun kız kardeşinden bahsetmiştim.. Artık tanışmanın zamanı geldi değil mi? ;)
Hayal hanım Miskin hanımdan farklı, lalala müzik dinlemesini, ve hayal kurmasını seviyor..
Ve hayallerinde tüm sevenlerinin pamuk yanaklarını öpüyor. (Yani minik bıdıkları)
Miskin ve Hayal sofralarda buluşup sohbet etmeyi çok seviyorlar. Öğlen çayına kadar biri hayallere dalarken diğeri uykulara dalıyor. Ama en çok da evdeki bıdık ordularına şarkı söylemeyi, kelebekler gibi kanat çırpmayı, kediler gibi miyavlamayı,mamalarını yemeyi öğretiyorlar..

(Bu aralar yine yoğunuz,twitterdan anlattığım gibi,uzaktan misafirlerimiz var. Dönemediklerim affetsin ;) )

Cumartesi Tarifleri ve Kızım yürüyor ^_^

Bugün uzaktan gelen bir misafirlerimizi ağırladık. Oldukça kalabalıktık ve kızımdan 6 ve 10 ay büyük iki kız çocuğu ve 8 aylık bir bebek vardı. Çok güzel oynadılar. Meyve gelince hepsi büyüklerin yanına geldi.Sonra kızım dedesinin elinden portakal yedi. Dedemiz kalkıp mutfağa yöneldi. Kızım uzun zamandır dimdik ayaklarının üzerine basıyordu. Ve bugün birden dedesinin peşinden koşarcasına yürüdü :)) ?? Böylesini hiç duymadım. Sanki hep yürüyormuş gibi o bezli koca totosuyla pıt pıt pıt koşmaya başladı. Gitti dedesinin bacaklarına yapıştı. :) Herkes alkışlayınca bir anda şaşırdı ve oda alkışlamaya başladı.  :)) Kızım tam 13 aylık. Çok konuşken,papağan gibi herşeyi tekrarlar,ama güzel tekrarlar.. Hala içimde bir heyecan ve şaşkınlık var.. Bizim yürüme hikayemizde böyle. Bende o heyecandan az daha çaydanlığı deviriyordum :)
Hem çocuklar hemde bizim için, nefis ve sağlıklı bir tarife vermek istiyorum.
Adı Teleme diye biliyorum.
Bir bardak sütü ısıtıp (kaynatmadım) 2 doğranmış inciri ve yarım avuç cevizi ekleyip blendırdan geçirdim.
Sulu durduğuna bakmayın 1-2 dakika sonra katılaşıyor.
Kızım beni şaşırttı ve resimdeki kaseden 2 tane yedi. Oysa ağzına nutelladan tutun tatlı hiç birşey vurmaz. Sonra buna muz ve avokado ekleyip blenderdan geçirdim öylede yedi. Besin değeri yüksek olan bol vitaminli malzemerin bulunduğu bu tarifi kızımın yemesine çok sevindim. Belki sizde denemek isterseniz diye paylaşmak istedim.
Herkese mutlu,güzel sürprizlerle dolu,huzurlu bir hafta sonu diliyorum ;)

Esinlenicek, Satın Alınacak Harika Tasarımlar

Ben bayıldım,siz ne dersiniz?  ;)

Kışa yakışır ekose Elbise diktim..

Kalıbı basit olan bir çalışmayı hem farklı kılmak, hem vintage havası vermek ve güzelleştirmek için yola çıktım. Burada Tunik diye bahsetmiştim ama öyle uzun olduki elbise gibi durdu. Eşimde: 'güzel duruyor kesme' diyince elbise olarak bıraktım...
Yakasına ve düğmeli şerite kahverengi saten biye kullandım. Fikir olur diye ekledim umarım beğenirsiniz ;) 
Herkese huzurlu,keyifli bir haftasonu diliyorum..

Ekleme: Twitter'dan bir arkadaşım söyleyince aklıma geldi : Kemerle de çok hoş duruyor ;)

Ciik : Miskin hanım 'Meraba' diyor ;)

Karşınızda evin yeni üyesi Miskin hanım,
 size Merhaba demek istiyor,
..ama diyemiyor çünkü siz gelmeden uyudu. u.u
Miskin hanım evimizin gönüllü tembeli. Onu her an her yerde uyurken görmek mümkün..
Ama biz onu yinede çok seviyoruz..  Miskin hanım şu anda evin bir köşesinde miskin miskin oturuyordur. Gitmeden sizlere uykulu bir öpücük yolladı ;)

Lena Hoschek Mercedes-Benz Fashion Week 2012







Sonunda beklediğim an geldi ve yeni koleksiyon Mercedes Fashion Week Berlin'de sunuldu. Lena Hoschek tasarımları ile uluslararası medyada olumlu eleştiriler aldı. Yerli ve Yabancı sanatçılar Lena Hoschek tasarımlarını en önde izlediler. Lena'nın harika tasarımlarının yanında hayranlık duyduğum ise iş disiplini. Zamanı gelince eğlenmesini de bilen Lena Hoschek'in başarısının en büyük sırrıda bu . 1980 doğumlu tasarımcı bir anda büyümesine rağmen ayakları yerden kesilmedi ve hayal gücünün yanı sıra işletmesini en iyi şekilde yönetmeyide başardı. Tebrik eder, başarıların devamını dileriz. Ve bir türk olarak bol bol yanaklarından öperiz.

Kahvenizi nasıl alırdınız?

Darkolive arkadaşım beni mimlemiş. Kahvenizi nasıl alırsınız demiş. Ben kahveyi şekerli, sütlü,sütsüz ve orta şekerli severim. Ee geriye ne kaldı? Sade kaldı galiba.. Onu da severim :) Yani ben türk kahvesini sık içmesemde, çaykolik olsamda severim.
Bu mim'i isteyen herkes cevaplasın. Buyrun ;)

Şu anda kahve resmi olmadığı için resim burdan alınmıştır ;)

Beni bir arkadaşım daha mimlemişti? Kimdi o yahu? Affetsin beni,mimleri sevemediğim için unutuyorum..

Dikiş çalışmalarım ve bizden haberler

Bu aralar aslında kendim dışında herşeye yetişebildiğim için halimden memnunum diyebilirim. En azından kızıma, evime,gelen gidene yetiyorum ya, bazen buda insana yetiyor :)
Kendimce dikiş dikerken dağıtmamak için çözümler arıyorum. Bu defa sırf dikiş makinamı ve gerekli kumaşları yemek masasına aldım. Fazla dağıtmam düşüncesiyle.. ümidiyle.. :) Nerde, şu hale bakarmısın?
İki projeye el attım. Birisi başarıyla sonuçlanırken diğeri başarısızlıkla sonuçlandı.
Şöyle ki: Kızıma bebek dikicektim, ama beceremedim : Zamanım sonra sabrım ( yok başta sabrım) buna yetmedi. İstediğim gibi olmadı ve bıraktım. İkincisi ise kendime diktiğim yün ekose kumaştan bir tunik.
O ise güzel oldu diyebilirim. Düğmeler tam vintage tarzı, hoş ve kullanımlı bir şey çıktı ortaya.
Kızım bu aralar iyice anlatmaya, papağan gibi tatlı bir dille söylediklerimizi tekrarlamaya başladı. Yürümeyi, dizlerinin üzerinde zıplayarak ilerlediği ve hızla emeklediği için pek düşünmüyor gibi. İki adım atıp hop yere hızla emeklemeye başlıyor. Çünkü böyle gözüne kestirdiğine daha çabuk ulaşıyor..
Ben bu aralar yorgunum ama bunu ancak arada 1-2 dakika oturunca anlıyorum...
Birde çekiliş demiştim. Bunu unuttum sanmayın. Sadece siparişlerimi bekliyorum ;)

Tazeanne.com`dayım

Tazeanne.com' dayım. Okumak isterseniz tık tık  ;)

Koca bir şirketin ayıbı : Yatsan

 Lütfen bu yazımı kelimesini atlamadan okuyun. Rica ediyorum.
Geçen hafta tasarımcı bir arkadaşımızın davetiyle Uluslararası Mobilya Fuarına gezmeye gitmiştik.  Gezmek yeni tasarımları, özellikle arkadaşımızın tasarladığı fonksiyonlu koltukları görmek, gurur vericiydi.
Sonra oradan geçerken mini minnacık,çiçekli, hafif vintage tarzı Norveç tasarımlarını andıran bir çocuk koltuğu gördük. Hemen aklıma kızım geldi ve içeriye daldım.
Aslında standta yatak satılıyordu, o minik koltuklar sadece aksesuardı. İçeride ki bayana sordum, kızımı anlattım. Seve seve dedi. Fakat fuarın son günü olan Pazar günü (yani bugün) gelmemizi, ancak o zaman satabileceğini söyledi.
Mümkün mü diye defalarca sordum özellikle, yoksa boşuna gelmeyelim dedim.
Merak etmeyin tamamdır dedi. Söz o sizin,ben arkadaşlara da söyleyeceğim onu satmayacaklar,KESİN dedi.
Biz bu söze güvenerek o kadar yolu,organizasyonu yapıp fuara gittik bugün.
Benim hevesimde çok büyüktü.
Sözümü almışım çünkü, işin içinde de kızım var ve ben koltuğu odasında,kızımla hayaller kuruyorum.Öyle heyecanlı,öyle mutluyum..
Gittik,standa bekledik. Bekledik.. Bayan geldi, 'Ay benim haberim yoktu,şu arkadaşımız onları satmış' ve bunu söylerken başka bir beye doğru hızla gitti. Beyfendi kalkıp yanımıza geldi. Onun haberi yoktu,benim haberim yoktu vıdı bıdı bıdı.. Eee sonuç.
'Biz onu sattık,siz numaranızı bırakın biz 3 hafta sonra SÖZ size yollarız.'
Ben' Siz şu anda yüzüme bakarak bunu yapıyorsanız eğer, numaramı alsanız ne yapacaksınız?'
Evet yüzüme karşı bu ayıbı yapan bir şirket numaramı alınca acaba üretimde olmayan bir süsümü yolluyacak..? Dalga mı geçiyorsunuz?
Onlara blogumda bunu yazacağımı söyledim.Yalandır,arkamızdan attı demesin,bilsinler diye..
(Bir de o anda verdiği fiyat 100Euro? Öyle astrokomik! pardon astronomik fiyat veriyor ki, siz zaten almazdınız diyebilmek için. )

Size üzüntümü,yaşadığım hayalkırıklığını anlatamam. İşin içinde kızım var, daha bir üzüldüm.
Bana SÖZ değilde, söz veremem,ama olabilir, Pazar günü gelirseniz cevap veririm deseydiniz o kadar hayal kurmaz,o kadar üzülmez ve belki de bunu yazmazdım.

Siz bana bunu yapıyorsanız, kendi içinizde,kendi müşterilerinize nasılsınız acaba?
Uzakdoğuda : Çin, Endonezya, Tayland, buradan gelen şirketler yanıbaşınazdaydı, hiç baktınızmı nasıl çalışıyorlar?
Adam birisine 5 liraya bir ürün satmış ve çekip gitmek yerine 'hayatında bir daha göremeyeceği bir adamı' bekliyor. Parasını almış, çekip gidebilir..Niye gitmiyor? Çünkü bu 'bussines' yani iş prensibine ters.. Öyle diyor..Çünkü adam küçümsemiyor, herkesi,herşeyi ciddiye alıyor.... O onu orada bıraksa,çekip gitse, bir başkası gelip alabilir.
Ve parasını almış olsada, amaç SÖZünü tutmak, ürünü müşteriye vermek.
Aynı şekilde uzakdoğuda gidip adamın masasına 100 bin dolar da koysanız 10 dolar da koysanız, bana bunu yolla deseniz o adam size bunu yollar,kimse ay ben bilmiyorum diğer elemana sor,bıdı bıdı yapmaz.
Siz bir sözünüze sahip çıkamazken, binlerce kilometre ötede dilini bilmediğimiz insanlara 100bin dolarımızı emanet edebiliyoruz biz.
Başarının sırrı da bu. Burada size sövmek yerine herşeyi olduğu gibi anlatmayı tercih ettim. Kısaca sizi kınıyorum. Ve bir Türk olarak gurur duymuyorum.
Aslında fuarda çok güzel tasarımlar gördüm, birçoğununda resmini çektim. Bunun dışında bir sürü çalışmam oldu. Hepsini paylaşacağım. Ama bu Yatsan ve öyle çalışan şirketlere bir uyari olsun diye bu yazıyı burada biraz daha bırakacağım. Lena Hoschek'in yeni tasarımlarını, Melisa'ma diktiğim oyuncakları, kendi tasarımlarımı, hepsini sonra paylaşacağım. Amacım susup, insanların yaptığını yanına bırakmak yerine konuşmak.

Cumartesi Tarifleri: Brokoli Kavurmalı Sigara Böreği

Cumartesi Tarif vermenin kendimce gururunu yaşıyorum. O kadar aksattım ki istemeden. Sebebim çok: Unuttum, fotoğraf çekmeye üşendim,dosyaları aradım resimleri bulamadım vıdı bıdı..
Bu tarif acaba evdeki malzemelerle ne yaparım diye düşünürken ortaya çıktı. 
Çok da güzel olduğu için paylaşmak istedim.
Brokoliyi ufacık doğradım,soğanları yağda kavurup brokoliyi ekledim. Tuz ve karabiber ekledim ve birkaç dakika daha kavurdum. Soğumasını bekledim. Sonra üçgen kestiğim yufkaya sarıp üzerine sıvıyağ sürdüm fırça yardımıyla. Önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirdim.
Afiyet olsun ;)

Ulyana Sergeenko

Sadece bundan üç sezon önce Paris Fashion Week'e gösterişi kıyafeti, hafif Angelina Jolie'yi andıran taş bebek yüzlü bir kadın fotoğrafçıların dikkatini çekmişti. Ve bu kadın kendisine yönelen kameralara doğru dönüp poz verdi. O kadın rus fotoğrafçı Ulyana Sergeenko'dan başkası değil.
Ve o günden sonra rus güzelinin hayatı çok değişti..
Kendine özgü kıyafetleri,incecik beli ve makyajı ile sanki 50'li yılların savaş sonrası zamanından çıka gelmişti..
Bu ilgiyi iyi değerlendiren Ulyana Sergeenko şimdi harika tasarımlarıyla adından söz ettiriyor.
Kaynak
Ulyana tasarımlarını rus masallarından ilham alarak hazırladığını söylüyor.
Benim gözümde sanki kendisi o masallardan çıkıp gelmiş gibi..
Ve reklamını en güzel kendisi yapıyor..
Kaynak:vogue.ru