Lütfen bu yazımı kelimesini atlamadan okuyun. Rica ediyorum.
Geçen hafta tasarımcı bir arkadaşımızın davetiyle Uluslararası Mobilya Fuarına gezmeye gitmiştik. Gezmek yeni tasarımları, özellikle arkadaşımızın tasarladığı fonksiyonlu koltukları görmek, gurur vericiydi.
Sonra oradan geçerken mini minnacık,çiçekli, hafif vintage tarzı Norveç tasarımlarını andıran bir çocuk koltuğu gördük. Hemen aklıma kızım geldi ve içeriye daldım.
Aslında standta yatak satılıyordu, o minik koltuklar sadece aksesuardı. İçeride ki bayana sordum, kızımı anlattım. Seve seve dedi. Fakat fuarın son günü olan Pazar günü (yani bugün) gelmemizi, ancak o zaman satabileceğini söyledi.
Mümkün mü diye defalarca sordum özellikle, yoksa boşuna gelmeyelim dedim.
Merak etmeyin tamamdır dedi. Söz o sizin,ben arkadaşlara da söyleyeceğim onu satmayacaklar,KESİN dedi.
Biz bu söze güvenerek o kadar yolu,organizasyonu yapıp fuara gittik bugün.
Benim hevesimde çok büyüktü.
Sözümü almışım çünkü, işin içinde de kızım var ve ben koltuğu odasında,kızımla hayaller kuruyorum.Öyle heyecanlı,öyle mutluyum..
Gittik,standa bekledik. Bekledik.. Bayan geldi, 'Ay benim haberim yoktu,şu arkadaşımız onları satmış' ve bunu söylerken başka bir beye doğru hızla gitti. Beyfendi kalkıp yanımıza geldi. Onun haberi yoktu,benim haberim yoktu vıdı bıdı bıdı.. Eee sonuç.
'Biz onu sattık,siz numaranızı bırakın biz 3 hafta sonra SÖZ size yollarız.'
Ben' Siz şu anda yüzüme bakarak bunu yapıyorsanız eğer, numaramı alsanız ne yapacaksınız?'
Evet yüzüme karşı bu ayıbı yapan bir şirket numaramı alınca acaba üretimde olmayan bir süsümü yolluyacak..? Dalga mı geçiyorsunuz?
Onlara blogumda bunu yazacağımı söyledim.Yalandır,arkamızdan attı demesin,bilsinler diye..
(Bir de o anda verdiği fiyat 100Euro? Öyle astrokomik! pardon astronomik fiyat veriyor ki, siz zaten almazdınız diyebilmek için. )
Size üzüntümü,yaşadığım hayalkırıklığını anlatamam. İşin içinde kızım var, daha bir üzüldüm.
Bana SÖZ değilde, söz veremem,ama olabilir, Pazar günü gelirseniz cevap veririm deseydiniz o kadar hayal kurmaz,o kadar üzülmez ve belki de bunu yazmazdım.
Sonra düşündüm. Biz Türkler neden yurtdışında iş yapamıyoruz?
Neden marka olamıyoruz?
Neden bir halt (burada başka derdimde sövdüklerim bana kalsın) beceremiyoruz? Çünkü disiplin yok, çalışma mentalitesi hala ahbap ilişkileri seviyesinde. Koskoca Yatsan böyle istikrarsız, birbirinden habersiz,disiplinsiz mi çalışıyor?
Utanmıyormusunuz?
Siz bana bunu yapıyorsanız, kendi içinizde,kendi müşterilerinize nasılsınız acaba?
Uzakdoğuda : Çin, Endonezya, Tayland, buradan gelen şirketler yanıbaşınazdaydı, hiç baktınızmı nasıl çalışıyorlar?
Adam birisine 5 liraya bir ürün satmış ve çekip gitmek yerine 'hayatında bir daha göremeyeceği bir adamı' bekliyor. Parasını almış, çekip gidebilir..Niye gitmiyor? Çünkü bu 'bussines' yani iş prensibine ters.. Öyle diyor..Çünkü adam küçümsemiyor, herkesi,herşeyi ciddiye alıyor.... O onu orada bıraksa,çekip gitse, bir başkası gelip alabilir.
Ve parasını almış olsada, amaç SÖZünü tutmak, ürünü müşteriye vermek.Amaç düzgün çalışmak. Düzgün,dürüst,adam gibi çalışmak.
Aynı şekilde uzakdoğuda gidip adamın masasına 100 bin dolar da koysanız 10 dolar da koysanız, bana bunu yolla deseniz o adam size bunu yollar,kimse ay ben bilmiyorum diğer elemana sor,bıdı bıdı yapmaz. Çünkü işini düzgün yapmayı prensib edinmiş bu insanlar.
Siz bir sözünüze sahip çıkamazken, binlerce kilometre ötede dilini bilmediğimiz insanlara 100bin dolarımızı emanet edebiliyoruz biz.
Başarının sırrı da bu. Biz kocaman bir şirket kursak da, disiplinli, dürüst,düzgün çalışmadığımız sürece bir arpa boy yol alamaz,adam olamayız. İşte adam olmak da parayla olmuyor maalesef. Biz ancak birbirimizi kazık atarız, biz ancak birbirimizi, ve kendimizi kandırırız, değil mi? Bunu Yatsan da gördük. Burada size sövmek yerine herşeyi olduğu gibi anlatmayı tercih ettim. Kısaca sizi kınıyorum. Ve bir Türk olarak gurur duymuyorum, utanıyorum. Ne alaka demeyin. Küçük işleri beceremeyen, büyük işleri hiç yapamaz.
Aslında fuarda çok güzel tasarımlar gördüm, birçoğununda resmini çektim. Bunun dışında bir sürü çalışmam oldu. Hepsini paylaşacağım. Ama bu Yatsan ve öyle çalışan şirketlere kapak olsun diye bu yazıyı burada biraz daha bırakacağım. Lena Hoschek'in yeni tasarımlarını, Melisa'ma diktiğim oyuncakları, kendi tasarımlarımı, hepsini sonra paylaşacağım. Amacım susup, insanların yaptığını yanına bırakmak yerine konuşmak.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


12 yorum:
ne saçma bi olay yaşamışsın..esasında bir şirket için gerçekten büyük bi ayıp bu..ama kanıksadığımız,içimize çekip hı hı dediğimiz rezilliklerden..konuşmalı herkes hakkını aramalı..amaaan bu onların ayıbı deyip susmamalı..böyle olunca çünkü sonucuda böyle oluyor işte..en gzelini yapmışsın buraya yazmakla bence de..ayrıca o beğendiğin koltuk diyorum dıy şeklinde yapılamaz mı..??yani marangoza kendin çizip ölçü filan versen kumaşını filan kendin beğensen??;))
canım,ziyaretin için teşekkür ederim,iyiyim çok şükür sadece biraz geçici sorunlarla boğuşuyorum....
Yazında anlttığın olay okadar tanıdık ki,burda hemde en ünlü markalarda bile gördüğümüz sıradan şeyler maalesef....
Biz nezaman ganimetçi,talancı,yağmacı zihniyetten kurtulursak zaten ülkenin halide ozaman düzelir diye düşünüyorum....
sevgiler sana ve minik prensesine...
Aslinda is o koltuk degil, yani o yapilan basit davranis,disiplinsiz, ve hep nedense bizim milletimizin kendi insanina yaptigi yalnis davranis bicimi.Benim kinadigim bu. Tabii yapilir, edilir, alt tarafi koltuk degilmi.. Ama sözdür insani insan yapan.
evcilik cok gecmis olsun,umarim kisa sürede atlatirsin. Evet bende profilimde de yazdigim gibi haksizliga gelemem,tepkimi dile getirmezsem,yaptiginin dogruluguna bile inanabilir insanlar.
Kendim alamamış gibi üzüldüm. Zira çok iyi anladım hayal kırıklığınızı. Benzer duyguları ben de çok yaşarım. Hele de sözkonusu olan kızım olursa çok daha feci. Ben hep derim ki, bunların suçu yok, suç kimde biliyor musunuz? Bu tür insanlara, zihniyetlere sesini çıkarmayan, napalım olsun diyen koyun millet.. Biraz uzun olacak ama kısaltarak anlatmaya çalışayım; kızım doğmadan önce, verdiğimiz oda siparişinin geldiği gün.. Dünya para verip, müthiş özenle aldığımız oda takımını Masko'dan aldık, dolayısıyla istediğimiz değişikliği yapma şansımız vardı. Ben de gardrobunun yüklük kısmını normalden yukarı doğru biraz daha uzun olsun istedim. İçine küvetini koymayı planlamıştım. Siparişi verdik. herşey yazıldı çizildi. Getirdikleri gün önce yatağı sonra diğerlerini en son gardrobu kurdular. Bir baktım küçücük bir yüklük. Bu şekilde istememiştim diye belirttim. Açın telefon sorun sipariş kağıdıma baksınlar dedim. Telefonlar vs.ler. Alğım cevap şuydu, evet haklısınız ama yanlışlık olmuş, yapacak birşey yok bu şekilde yapılmış.. Hamileyim ve 8 aylığım.Asla tahammül edemeyeceğim bir cevap. Dedimki, bu dolap değişecek, bunu alıyorsunuz, benim istediğim gibi yapıp getiriyorsunuz. Adam sırıtmaya başladı ve olmaz öyle şey dedi. Çıldırmak üzereydim, komik bişi söylemiyorum beyefendi ne gülüyorsunuz dedim.Dondu kaldı.Afedersiniz vs. Olur du olmadı derken, en son dedimki, olmaz diyorsanız komple sökün takımı alın götürün istemiyorum başka yerden alacağım dedim. Ama içimden bu halimle,nasıl yeniden bakmaya giderim, ne zaman yapılacak, ne zaman gelip eve boya kokusu çıkacak vs. düşüncelerdeyim. Ciddi olduğumu farkettiklerinde yeniden telefon görüşmeleri vs. VE dolap alındı götürüldü, 10 gün sonra istediğim haliyle yapılıp getirildi. Ve bana bu tepki karşısında ailemden, eşimden şu sözler söylendi. Böyle kalsaydı, çok mu sıkıntı yaratırdı senin için..Nolcak bu hali de güzel.. İşte hasta ediyor beni bu zihniyet. O halinin güzel olması değil mesele, niçin işlerini doğru düzgün yapmıyorlar, hadi hata oldu niçin özür dileyip hemen telafi etmeye çalışmayıp, insanı bu derece yoruyorlar. Çok çok haklısınız ve iyiki de paylaşmışsınız.Mümkünse daha fazla bile duyurmalısınız.
Yelda Yüksel o zaman paylasalim, ve baskalarinin basina böyle gelmemesi icin elimizden geleni yapalim. SIzin basiniza geleni okuyunca da cok üzüldüm. Biz paylastikca böyle insanlarin cesareti olmasin böyle seyler yapmaya..
beni artık hiç bişey şaşırtmıyo yaparlar artık etik diye bişi kalmamış...bari söz verme...birisi gider daha güzeli gelir inşallah...
gunduz68 ben maalesef hala sasiriyorum.Cünkü insanlara inaniyorum, aklimdan kötü birsey gecmiyor.Hata bendemi diye düsünüyorum.. Tesekkür ederim ;)
canım benim geçmiş olsun öncelikle.bende evlenen kadar bu türlü yapılan haksızlıklarla hep mücadele etmişimdir.ama evlendikten sonra öyle şeyler yaşadımki ve öyle tepkiler aldımki şimdi ağzımı açıp konuşmak bile bazen zor geliyor.yaşadığım hayal kırıklıklarının haddi hesabı yok.umarım sizin için bu son olur.ama bu zihniyetteki herkesi kınıyorum.. sevgiler.
mihrimah bence insan mücadele etmekten vazgecmemeli, iste o andan itibaren heo kötüler kazanir..Sevgiler ;)
selamlar yaşadığınız sıkıntılar için çok üzüldüm doğrusu. Ne yazık ki bu problemlerle hep karşılaşıyoruz. yatak almak için araştıma yaparken gördüm blogunuzdaki yazıyı. bu İstanbul fuarını eşim ve oğlumla birlikte bizde gezdik. gerçekten çok güzel modeller vardı. yalnı fuar 31 ocak ile 4 şubat arasındaydı ve cumartesi sondu. yani pazar gitmek istedik ama kapandığını söylediler çok üzüldüğümüz için çok iyi hatırlıyorum. biz ve pek çok yakınım bu firmadan ürünler aldık ve hepimiz hem hizmet hem de ürün kalitesinden memnunuz. ne diyim bu yatsanın hizmet tarzına hiç benzemiyor. Orada Müşteri hizmetlerinde Duygu hanım var. size her konuda yardımcı olacaktır eminim ki.herhangi bir mağazasına uğradığınızda bunu farkedeceksiniz zaten. biz alışverişimizi bağdat caddesindeki mağazasından yapmıştık. orada da Özlem hanımdı sanırım bir arkadaş vardı. Ama alınan kötü himeti her platformda duyurmak konusunda aynı fikri paylaştığımdan katkıda bulunmak istedim
sevgiler
eda güler
Eda hanım yorumunuz için teşekkür ederim. Herkesin tecrübeleri farklı oluyor, iyisinide kötüsünüde paylaşmalıyız. Hem şirket hem insanlar bilsin istedim. Zaten profilimdede yazdığım gibi haksızlığa gelemiyorum bana veya başkasına yapılması hiç önemli değil.
Yorum Gönder