Hayvanların da Burnunun Direği Sızlar mı?


Bugün kızımın okulundan telefon geldi. Ateşi çıkmış,boğazı ağrıyormuş. İşten erken çıkıp almak zorunda kaldım. Eve geldik. Ortaokul lise arkadaşım aradı ve plansız bir şekilde çıktı geldi.
Tatsızlığın içinden pıtlayan bir güzellik..

Bu plansız buluşmaların tadı farklı oluyor. Çocukluğunun bir parçası biri. 
Zorunluluğu olmayan ,aksine yıllar içerisinde yüreklerimizin zinciri gittikçe güçlenen bir dostluk
akrabalıktan da ileri olabiliyor.


Yine eski zamanları konuştuk. Yaşanan bazı hatıralara geri döndük. 
Ben geriye dönmek istedim.
İsterdim.
O asla dedi. 
Bakış açısı işte. 
Aynı şeyleri yaşayacaksam istemem.
Ben bu kafayla aynısı olmaz merak etme dedim
Bakış açısı işte. Onu bükmek çok zor.

Bilemiyoruz işte. Bisikletin üzerinde bir elimizde dondurma, evlerimizin sokağından parka doğru gittiğimiz, pardon uçtuğumuz günleri geldi aklıma. 
O zamanlar eğitim kavramı, beslenme kavramı, yani bunların karşılığı bambaşkaydı.
Ben çok seviyorum mesela. Güneş ışıklarının arasından geçen gölgelerimizi hatırlıyorum.
O zamanlar hayat bana hep ilkbahar yazmış. Güzü sonradan gördüm.
Yine de çiçekler aynı canlılıkta. Zaman aynı. 
Galiba yüreğin kabuk bağlamış topraklarına basmadan yürümek önemli. Kabuk varsa kaldırma.
Kötüyse akraba diye kayırma. Anı yaşa. Doya doya.
Üzerinde kırkınlık olsa da yaşa..
Bu arada kuşlar da grip öncesi kırgınlık yaşar mı? Veya hayvanların da 
bizim tabirimizle burnunun direği sızlar mı? 
Biraz anlatsaydım bazı hikayeleri, ve anlasalar dı sızlar mıydı..?
Toprağın sızlar mı?.. 
Belki de o yüzden mevsimler var. 
Toprağa ebediyen döndüğümüzde acı tecrübelerimizle fırtınalar kopar mı? Depremler, Tayfunlar, doğanın faciaları, toprağa karışan dertlerimizin şekillenmiş hali olabilir mi?



Yorumlar