Tek Karede Amsterdam

İnstagram günlüğü:

Amsterdami anlatan herşey bu karede: Kanallar, farklı mimaride evler ve bisiklet bazı bisiklet kullaniciları bana Alfred Hitchock'un Kuşlar filmini anımsatıyor. O filmdeki kuşlar gibi bir anda her yerden karşınıza önünüze çıkabilir, yolunuzu kesebilirler. 
Herşeye rağmen Amsterdam güzel. Ama bir İstanbul'un tırnağı olamaz o ayrı ;)
Şöyle ki: İstanbul'u gezmek, biraz olsun tanımak, yaşamak isterseniz bence rahat bir ay zamana ihtiyacınız var. Amsterdam'a ise bir haftasonu yeter ;)
Herkese mutlu ve enerji dolu bir hafta dilerim 

Diğer Amsterdam yazıları için: TIK TIK

7 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Gördünmü bilmiyorum ama gidenlerin çoğu hayalkırıklığına uğruyor.. Ben evlerine, kocaman pencerelerine bayılıyorum, evet, ama itiraf etmeliyim ki : o kadar..

      Sil
  2. Bu son yorumunuza çok şaşırdım. Ne müzelerine girmişsiniz galiba ne de insanlarıyla konuşmaya çalışmışsınız.

    YanıtlaSil
  3. Bu son yorumunuz çok şaşırtıcı. Müzelerine girdinizmi Yada insanlarıyla konuştunuzmu hiç ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şaşırmayın sayın Ada. Yorumunuzu anonim girdiğinizden herhangi bir profil göremiyorum, yani size bay mı bayan mı diye hitap edeceğim bilemiyorum kusura bakmayın. Şaşırmayın çünkü bu paylaştığım gerçek yaşamımın belki de onda biri. Çoğu ise spontane paylaşımlar. Bu kare ise onlardan biri. En son özel bir ziyaretimize birkaç saat gezimizden ekledik. Eğer Van Gogh müzesinden bahsediyorsanız bu soruyu hakaret olarak algılıyorum. Fakat böyle büyük müzeleri elimde telefonla gezecek kadar bağımlı değilim. Mesela Louvre'da, hatırladığım kadarıyla Mona Lisa portresini (bu eser maalesef hayal ettiğimizden daha minnak bir tabloydu) fotoğrafa almak yasaktı, eğer yanılmıyorsam. Ama bu veya Van Goghun De Aardappeleters gibi eserlerini ceptel. ile uğraşmak yerine hayranlıkla izlemekle geçirdim. Çünkü gittiğimiz 2 defasında da çok kalabalıktı maalesef. Bir defa gittiğimizde ise kapanmıştı , tadilat mı vardı hatırlayamıyorum tam. Bunun dışında Lale müzesi ve hüzünlü hikayesini gezerken hissettiğimiz Anne Frank müzesi ilk aklıma gelenler... Bir dahaki sefere Van Loon müzesine gitmeyi istiyorum,e ğer organizasyonu yapabilirsek birkaç tane daha var aklımda.
      Bunları merak etmenize sevindim. İnsanlara gelince, görüştüğümüz arkadaşlarımız var, onun dışında tabii ki konuştuk , bu soru ilginç olmuş. Neyse.. Bloglarda tanıdığım, tanıştığım birkaç insan var. Emin olun herkes herşeyi paylaşıcak zamana sahip değil. İnsanlar okuduğunuzdan daha fazlası. Eğer sizinde blogunuz varsa, lütfen paylaşın. Belli olmaz belki birgün Amsterdam sokaklarını beraber aşındırırız.

      A birde Rotterdam da da güzel 2 müze var, gittiğim. Eminim daha fazlası vardır ama ben sadece Museum Boijmans van Beuningen ve Şu Architecturzentrum du adı sanırsam ama o bana göre değildi pek.. Zevk meselesi.
      Den Haag da Araba müzesine gitmiştik eşim istemişti.. hmm şimdilik Hollanda ve müzeleri ile ilgili aklıma gelenler bu. Çocuklar biraz büyüsün, bakalım hayat bizi nerelere götürücek

      Sil
  4. Pardon amacım sizi ne kırmak nede eleştirmek idi. Sonuçta blog tutmanın ne kadar zor ve uzun olduğunu biliyorum: kendi blogumu pek güncellieştiremiyorum.
    Yazınıza değil yorumununuza şaşırmıştım: Amsterdam iki günde geçilmez (her yer için geçerli, ama eserleri bu kadar geniş bir şehir için daha da geçerli) ve İstanbul'la kıyaslamak Anlamsız. Ama sanırım daha çok inceliğinizden yaptınız bunu: okurlarınızda özenti yaratmamak için, sonuçta herkes gezemiyor... İnceliğinizi ve blogunuzu seviyorum, burada şöven bir satır okumaktan korktum. Tanışmak umuduyla, sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Kırılmadım sevgili Ada. Sonuçta birbirimizi tanımıyoruz. Eleştirine saygı duyuyorum. Fakat kimse gözünde büyütsün istemiyorum. O yorumumun hala arkasındayım. Dünya çapında çok yüceltilen bir şehir. Bunlar tabii ki reklam amaçlı. Ama açıkçası İstanbul, eğer metropollerden bahsediyorsak, Amstardam'a beş basar. Hem tarihi, hem görselliği açısından. Burada ki müzelere gelene kadar, insanlarımızın kendi ülkemizde ki müzeleri gezmesini diliyorum. 3 sene önce Efes'e gittiğimizin ertesi günü bir sahil çaybahçesinde bir aileyle tanışmıştık ve bize :
    taş görmek için o kadar para ödenir mi demişlerdi. Ama Amsterdam vb. Avrupa ülkelerinden bahsetsem insanların dibi düşüyor. Dünyanın her tarafı, yaratılan herşey çok güzel ama önce elin sahip olduğu değil de kendi sahip olduğumuz değerlere sahip çıkalım derim. Bu benim şahsi görüşüm.
    Eşimle, üniv. zamanında part-time çalıştığı havayolları sayesinde dünyayı gezdik diyebilirim. Ama benim amacım ne bir seyahat blogu kurmak, ne de aşırı lüks yaşıyormuş gibi göstermek, ne de özendirmek.Mesela mesleğimle alakalı da yazmam. Burdaki paylaşımlar hem anlık, hem de paylaşmaktan mutlu olduğum şeylerden ibaret. İstenen bir konu olursa seve seve paylaşmaya çalışırım. Sevgiler (yorumu hızlı yazdım sona doğru çünkü kızım uyandı ;) )

    YanıtlaSil