Yaşlanmaktan İstifa Edebilir miyim?

Başlığı okuyan kaç kişi : 'Keşkee', diye geçirdi içinden ?  :)

'Ah ne güzel olurdu', diyenler de eminim bir o kadar çoktur.
Benim bir ağız alışkanlığım vardır. Çocuklara, yanımda büyüyenlere, hatta büyüyüp eşşek kadar olanlara bile 'canım, tatlım, kuzum', diye hitap ederim.
Şu anda onsekiz yaşlarında olan akrabamızın oğulları var. Gerçekten çok sevdiğim akrabamızın sevdiğim çocukları.
Bazen işe yaramayan anne babanın özenilecek evlatları bazen de evladı için hayatını feda eden anne babanın hayırsız evlatları olabiliyor.  Demek istediğim bunlar ailecek iyiler. 
Neyse bu çocukları iki ay kadar görmedim. Tatildi, okuldu, derken gittiğimde evde olmuyorlardı.
Oğlanlardan biri spora başlamıştı. Haftada 5-6 gün gidiyormuş. 
Bugün annesinin yanına oturmaya gittiğimde iki ay sonra 'tatlım' çocukları gördüm. Aman Allahım, kocaman olmuşlar. Her daim benim can'larım kalacak olan oğlanlardan birer delikanlı olmuş. Kendimi hala onların yaşlarında hissediyorum. 
Okul yıllarında çok sevdiğim sayılarsa bana acımasız davranıyorlar. 
Aynalarla aram fena değil, duyduklarım da öyle. 
Yıllarım bana :' çocukluğun doksanlarda kaldı ', diyor. 
Yaşlanmaktan istifa edebilseydik acaba hangi yaşda ederdik? 
Çoğumuz otuzundan önce istifa ederdik diye düşünüyorum. :)) (hadi itiraf edin!)
Belki de bazılarımız kötü anıların yaşanmasını engellemek için ondan önceki yıllara dönmek isteye bilirler. 
Mesela ben itiraf etmeliyim ki: 21 yaşımda yaşlanmaktan istifa ederdim gibime geliyor ;)

Tıpkı türk filmlerinden sevdiğimiz Kadir İnanır, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve daha nicesi gibi 
aynı çehre ile onlarca hayatı yeniden yaşamak isterdik..

Ama öyle olmuyor işte. Ah ulen! diyenleri duyuyor gibiyim. ;)

Hayattan zevk alabilmek için doğru zamanı bulmakda imkansız. Doğru zaman her zaman, belki de hiçbir zaman. 
Bence en çok da geçmiş zaman. Çünkü yaşanmış kaygı içermiyor. O her zaman orada biryerler de bozulmadan, başına birşey gelmeden anı nehirimizde akmaya devam ediyor..

Zaten 100% hayattan zevk almak ve tamamen mutlu olmak mümkün değil. Anlık öyle hissetmek güzel tabii. Ama böyle olabilmesi için başta: savaşların bitmesi, her bireyin ötekini yaradandan ötürü sevmesi, vakitsiz ölümlerin olmaması gerekiyor. Ben başka yerlerde dilini dahi bilmesem de, yediğini yemek olarak düşünemesem de, kültürünü dahi saygı duysam bile garip gelse de, bir yerlerde annelerin evlatlarını zamansız yitirdiklerini, şehit verdiklerini düşünerek tamamen mutlu olmaktan men ediyorum kendimi..
Yani annelik insana bin kat fazla mutluluk verirken bir başka yerden de geri alıyor. 
Şükür etmemiz gereken çok nedenlerimiz var. Yeter ki vicdanımıza sırt çevirmeyelim.
Eveeet kısaca demek istediğim şu ki:
Yaşlanmaktan istifa ediyorum.
Benim asla büyümeyen çocuklarım kocaman delikanlılar, bluğ çağında genç kızlar olsalar da , ben hep bunu: 
yapabilecek yaşta kalacağım!
;)


2 yorum:

  1. bir gün yaşlanacağım düşüncesi gaza getiriyor bedenimi, yapışıyorum dört elimle bugüne:)

    YanıtlaSil