Anneler Günü İtirafı

Kızım tüm çocuklar gibi evi dağıtıyor, üstünü başını kirletiyor ve neşe dolu çığlıklarla evin içinde hopluyor zıplıyor.
Ne kadar toplasam, kendisine 'hadi bakalım şimdi topluyoruz' , desemde kıyıda köşede, dip de kenarda mutlaka kalemler, oyuncaklar bulabilirsiniz. 
Anneme sorsan ev işi önce gelir. Şunun evi şöyle temiz, bunun evi şöyle düzenlidir. 

3 çocuğu olan çok sevdiğim bir akrabamızı anlatır hep. Çocuklar çook yaramaz olmalarına rağmen, bebeğin çorapları bile katlıdır dolaplarında. 
Kadın (çok yüce bir durum) gece gündüz çocukları sallayarak uyutur. Yani ben çocuk yetiştirmiyormuşum. (Bunu şakayla karışık ara sıra duyduğum olur, bayan akrabalarımızdan. Neden akraba diye yazıyorum çünkü ancak seçemeden hayatıma dahil olanlardan bu tür cümleler sarfedebilir). Neden çocuk yetiştirmiyormuşum çünkü çok rahatmışım. Neden rahatım? Kızım düşünce velvele koparmıyorum. Yerimde oturuyorum. Önemli bir durumsa tabii kalkarım ama shov amaçlı ağıtlar yakmak, bunu diyorlar. İki çok huysuzluk yaparsa (ki bu yaşlarda pek severler) sadece git odanda ağla, rahatlayınca gelirsin diyorum. Neden diyorum. Çünkü rahatmışım.
(rahatmışız)
Sonra çocuğa yesin diye kendimi öldürmüyorum. Yesin diye çikolata ile kandırmıyorum. Açsa dilediği kadar yer. (A aa lafı) Geç saatte yedirmiyorum. Kahvaltı dışında hamur işleri yemiyor. Daha çok meyve, sebze veriyorum. Bunlar kulağa iyi gelebilir ama pratikte toplumumuz, hiç durmadan yiyen, ağzı hiç boş kalmayan, kolu bacağı löp löp olan çocukları sever. Bizde işte o toplumun çocukları olarak, çocukken açlık hissi tanımadan yetiştirildiğimiz için habire yemeye müsaitiz ve bugün diyetlerle bunun cezasını çekiyoruz. Neyse
Şimdi bu kadın hastalıklarla uğraşıyor. Yani Allah korusun, inşallah çabuk iyileşip kalkar ama hastalıklar bedensel. Yorgunluktan beden iflas etmiş. Şimdi herkes vah vah diyor. O neredeyse evlenene kadar kucağında sallayarak uyuttuğu çocuklar huysuz ve depresif. Ellerinde tablet ve bilgisayar bağımlısılar. Veya ekran başındalar. Ama ev hala : yere bal döküp yala durumunda.
Bizim evde bomba patlamış gibi, sakın gelmeyin.
İkinci bir durum:
Eşimle bizim anlaştığımız iki şey var: 1. çocuklar kimsede kalmayacak. Tamam dede,nene, kuzenler vs. gitsin oynasın 1-2 saat,ayrım gün, ama gelip evde yatılacak. Kim olursa olsun istisna yok. Alınıyorlarsa da sorun değil. 
Sevgili annem, 'ben zaten İstanbul'dayım yılda bir gelip az kalıp dönüyorum bende yatsa ne olur sanki' , der alınır dururdu.
Sonra: bizim .çocuklu, bebekli gezilerimiz.
' Biz deliyiz. Aklımızı yitirmişiz. Çoluk çocuğu perişan ediyormuşuz.  ' 
Şimdi bu sözleri eden herkesin bizlere nasıl özendiğini görüyoruz. İnsanların bize gıptayla baktığını anlıyoruz. İtiraf eden bile var.
Bunları neden paylaşıyorum. Nedenimin önce sebebini anlatıyım kısaca.
Bizi her yönüyle eleştiren annem bugün ilk defa : Sen herşeyi doğru yapıyorsun, dedi.
İyi ki kızların bir yerde kalmasına izin vermiyorsun. Bu hatayı ben sende yaptım ve seni hep annemlerde bıraktım. Orada gördüğün ilgiyi tabii ki bizde görmüyordun. Orada şımartıldığın gibi şımartılmıyordun. O yüzden ben seni daha o zaman kaybetmişimde haberim yokmuş dedi.
Nasıl içim sızladı. Demek isterdim ama maalesef sadece onun adına üzüldüm. Gerçek şu ki, anneneme bugün bile 'anne' derim.  Büyüdükçe 'aa kızım büyüdün yeter artık anneneanne de!', derlerdi ama değiştiremedim. İnsan yıllarca Ayşe dediğine Fatma diyebilir mi? Teyze dediğine amca demek gibi saçma geliyordu bana. Evet o benim annem. Sonra aynı evde büyüdüğüm teyzem, sonra dayılarım. En son annem ve babam geliyor. 
Artık çok geç. Bu itiraf belleğimin fotoğraf albümünü aydınlattı.Karanlıkta kalmış karelerle tanıştım yıllar sonra. Kilitli sandığımdan yeni duygular çıkardı.
Ne değişecek bilmiyorum. 
Ama çok net birşey var: Bir çocuğa nasıl davranırsan karşılığını öyle alırsın. Yani yıllarda üzerinden geçse, bazı mesafelere şaşmamalı.

Çocuklarını gece gündüz ve sıklıkla büyüklerine bırakanlar gözümüzün önünde sorunlu, mutsuz, huysuz, hırçın çocuklar yetiştiriyorlar.  Biz böyle yaptık siz yapmayın diyen tecrübeli ebeveynlere kulak asmıyorlar.
Eşimin kuzeni, bugün 20yaşında olan en büyük çocuğu ile aynı sorunları yaşıyor. Ama bazıları için böylesi daha rahat. 
Neden bunları yazıyoruma gelince:
Siz siz olun misafir ne der , aman evim dağınık olmasın, aman en ev hanımlığım konuşulsun için çocuklarınızı harcamayın. Onları sürekli nene,dede,hala, teyze vb. akrabalarınıza bırakıp başınızdan savmayın. Tabii ki bu şekilde çok yorucu. Çocuklar yatınca bazen pestilimiz çıkmış oluyor ama her sabah neşeyle uyanıp,neşeyle yatağa giren, kendine güveni tam,nereye ait olduğunu bilen, ezilmeye de çalışılsa asla ezilmeyen, keyifine düşkün, hayatı seven çocuklar yetiştiriyoruz. Sevgi paraya da bakmıyor, sakın sevgiye maddi değer biçmeyin ne olur. Ama durum bu.
Bugün mutluysam, ve her daim gülebiliyorsam bu karakterimin özelliği. Depresyon salgılayan hormonlarım minimumda çok şükür..
Ama sürekli bir anne ve baba özlemi ile hayat defterimi kapatacağım....karşılığı olmayan hesapları kurcalamayıyorum artık. Arada canımın sızısıyla yaşamayı öğrendim. Hem o sızlarken bile hayatta şükredecek, yaşamaya değer çok güzel şeyler var. Ona bakıyorum hep..
;)
Sevgiyle kalın..


Bunlar da İlgini Çekebilir


10 yorum:

  1. Ne kadar içten bir yazı. Çocuğum yok, okudukça sizin gibi yetiştirmenin ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Mutlu çocuk yetiştirmek zor, ülke olarak genlerde iyi anne şöyle olur böyle olur diye genellemeler yaygınken...siz başarmışsınız tebrik ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Kalbimi dökünce, samimiyetimin anlaşılması ne güzel. Haklısınız, toplumun kemikleştirilmiş düşüncelerinden sıyrılarak yaşamak için mücadele etmeli. Başarmaya çalışıyorum. Teşekkür ederim

      Sil
  2. maalesef çevreden müdahaleler çok oluyor çocuk konusunda.doğumdan itibaren sürekli bizlerden daha iyi bildiklerini iddia edenler müdahale edip duruyorlar.. yazınıza yürekten katılıyorum..

    YanıtlaSil
  3. çok etkilendiğimi söylemeden edemeyeceğim teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ..anlaşılmak iyi geliyor. Yorumunuz için ben teşekkür ederim..

      Sil
  4. Sevgili Blog Vintage D.,oğlum artık 17 yaşında.Biz de küçükken bir yerde bırakmazdık.Yeni konuşmaya başlamıştı ''kal burda '' dediklerinde ''Ben evime gidicem '' derdi:)) Şimdi bile arkadaşlarının doğumgünü olduğunda ''Ne kadar geç saatte olursa olsun ben ya da baban seni alırız. Evinde ,yatağında uyan diyoruz.Ama ergenlik işte çok üstüne gitmeye gelmiyor eğer arkadaşının anne babasını tanıyorsam yeni yeni bu kural esniyor:))Ama yine de huzursuz oluyorum.Sizi anlıyorum ben de halamın sonra babaannemin yanında büyüdüm.Bizimkiler Almanya dalardı:((Kendilerine göre haklı sebepleri vardı ne diyeyim ama o YALNIZLIK duygusunu bugün bile ara ara aynı şekilde hissederim.Bugün 47 yaşındayım aradaki mesafeler azaldı ama çok çaba sarfettim kendi adıma..İnsan küçükken gençken ana babanın her söylediği yaptığı doğrudur zannediyor :))ASLA böyle bişey yok.Size söyleyebileceğim yüreğinizin sesini dinleyin,tek gerçek var o da çocuklarınıza verdiğiniz sevgi, güven .Gerisi boş..Ama anne baba hasreti çekmeyin artık , yaklaşın onlara ,onların da yaklaştığını göreceksiniz.Annenizin itirafı bile çook şey söylüyor vakit kaybetmeyin yaklaşın onlara.Çok uzun oldu ,umarım ahkam kesmek olarak ya da yönlendirmek gibi algılamazsınız söylediklerimi.Yazınız bana bunları düşündürdü.Sevgiler Aysel G.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Aysel Anne, okurken içim sızladı. Son cümleleri ne kadar hissettim. O yalnızlık ve onunla savaşma duygusunu çok iyi bilirim.. Haklısınız ergenlık de ne olur bilemem, umarım iyi olur. Umarım sizin ve ya benim yaşıma geldiklerinde 'mutlu, huzurlu dolu' anarlar geçmişi.. Sevgilerimle <3

      Sil
  5. Sanirim yurtdisinda, ailemden uzakta yasamanin avantajini yasiyorum su durumda, cunku cocogumu nasil yetistirdigim hakkinda ahkam kesecek hickimse yok :) Esimin ailesi Avrupali oldugu ve sinirlarini cok iyi bildikleri icin asla fikir beyan etmeye yeltenmezler fikirlerini sormadikca. Cocuk yetistirmek cok bireysel bir kavram. Turkiye'de neden herkesin bu konuda hak iddia etmesine yada kendi yaptiginin dogru olduguna inaniyor olmasina hic ama hic anlam veremiyorum. Birkac haftalik tatilimden bile delirmis bu millet diyerek donuyorum. Sabrinizi bu sebeple takdir ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgiler

      Sil