Çocuk Arası Mola ^^

Ne kadar kitap okusan da oku,  her evin kendine kitap olucak hikayeleri vardır. 
Sabah kalktığımızda önce uzunca bir 'Günaadıın' faslı yaşarız. Keyfine düşkün çocuğun şekerlemesi de acıkana kadar sürebiliyor. Sonra bir banyo faslı var ki, evlere şenlik. Ayna dahil bütün banyo bizimle beraber yıkanıyor. Şimdi o kadar çok sevinç çığlıkları atan çocukla çocuk olmamak mümkün değil. Yani bizim hikayemiz böyle başlar..
Sonra gün ilerler, araya herzaman annenin aklında olan yemek kısmı vardır. Çocuğum,ailem,yemeğim..
Yemek iyi ama birde işin sağlıklı beslenme kısmı var ki, bizi nasıl dize getiriyor sormayın. İnstagram takipçileri sıkca şahit olurlar: Biz sülalece yemeyi çok severiz (maalesef/ oh/miss/amaan ...demekte özgürsünüz, ne dersen de haklısınız) Bahçelerimizde taş fırın vardır, dolaplar çikolata, kek, nutella doludur. Ee peki iyi mi? Çocuğum da sağlıksız beslenmeyi alışkanlık edinsin mi? Tabii ki istemem. 
Çünkü beslenme alışkanlıkları çocuk yaştan itibaren edinilir. Muhteşem yörelerimizin yemekleri, annemin kekleri, anneannemin dolmaları, teyzemlerin kısırları, abur cuburları derken, bir bakmışız ki, bu can abur cubursuz durmuyor. (zaten 7kilo fazlam, bunu vermek için 0kilo gücüm var hiç sormayın)
Çocuk sevdiğini yer, ama sen vermediğin sürece de ne tuz'u ne de şekeri bilir. 
(Kızım: Dedelerin,nene,hala,teyze,dayılarından bildikleri vardır sağolsunlar ama ona hiç değinmiyorum. Örnek: Babaanne: Şikolata, Börek, Küçük Hala:Sakız, Dede: Dede zavallı Park/salıncak, benimle hopla zıpla...bu liste çok uzun )
 Biz de bunun uğruna kendimizi sağlıklı beslemeye zorlar olduk. Çocuk hatırına. 
Kısaca amacım: Ben yandım o yanmasın u.U. Çocukluğun tamamen iyi niyetle yapılan yalnışlardan dolayı bugün zorluk çekiyorum, o çekmesin, temeli sağlam olsun. :)
Sabahları elma/armutlu ve yulaf kepekli, tarçınlı kefirimizi içiyoruz (annem duysa gurur duyardı demeyi isterdim ama o böyle iyisin boşver diyor :)) 
Sonra peynirli kepekli ekmeğimizi, yanına olmazsa olmaz ballı sütümüzü içiyoruz. Kuzu uyuduğunda sofranın rengi değişiyor, bir bakıyorum eşim çikolatasını cipsini çıkarmış, ben bazen bir elma, bazen de dayanamayıp çikolatayı götürüyorum.
Ben masumum hakimim, tek suçlu eşim (Hakim 'Yürü git' löpletirken iyiydi der hakkıyla)
 Ama daha umudum(uz) var.
Mesela yavaş yavaş bu Blog sayesinde motivasyonu buluyor, elimden geldiğince tavsiye ve tariflere uymaya çalışıyorum. Sizde mutlaka bir göz atın. 
Gelelim tariflere:
Üst tabakta : Haşlanmış patates,ıspanak ve süt karışımı bir yemek. Üzerine sadece taze çekilmiş karabiber serpiyorum. Yanında da küçük bir kase ev yapımı yoğurt yiyiyor.
Diğer yemek ise: Kereviz, Havuç,/ Pırasa/Ispanak/Karnıbahar/Brokoli (mevsim sebzelerinden ne varsa koyarım) Patates, 1-2kaşık bulgur/pirinç, 1 kemik hepsini haşlıyorum. Diğer tarafda küçük bir tencerede 1kaşık un ve 1kaşık tereyağı kavuruyorum. Haşlanan sebzeleri püre haline getirip kavurduğum yağı ekliyorum. Sonunda yarım çay bardağı kadar sütü ekliyorum.Bol karabiber, çook az deniz tuzu, miss gibi Çorbamız hazır.
Masaya Elma/Armut/Havuç vb. yiyecekleri dilimleyip koyuyorum, canı çektiğinde tatlılara değil de onlara yönelsin diye.. 
Bunlar sizi sarmadı mı?
O zaman buyrun size : Kayseri Develi'nin Cıvıklısınu sunayım. Yanında bol yeşillikli Cacık, Salata, biraz da Lahmacun. Sonra bol sulu Mantar. Güzel demlenmiş bir çay. ?? Siz olsanız hangisini seçerdiniz? 
Herkese sağlıklı, huzur dolu, keyifli bir haftasonu dilerim ;)

1 yorum:

  1. demek bahçelerde taş fırın ha, büyüksünüz:)

    YanıtlaSil