Bir Annenin Lüks Sandığı

Baharı beklerken bir sabah karlı güne uyandık. Sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim. Mevsiminde böyle bir sabaha uyansam heyecanım kabarırdı, koşar yeşil çayıma bir kaç dilim portakal atardım. Fakat Mart'da, hemde tam doğduğum günleri beyaza kaplı göreceğim aklıma gelmezdi.
Yine hergüne şükredip, güne başladık. Kızım, pamuğum, ne desem az. Kısaca meleğimi o gün dedesi ve babaannesi alıp gezmeye götürdüler. Zaten dedeli gezmelere koşa koşa gider.Biz de bir yere uğrayıp oradan kayınvalidemlere geçicektik. Araya bir telefon girdi ve eşim şirkete uğradı. Biraz mağazaları dolaştıktan sonra, geri kalan vaktimi bir kafe de oturarak geçirdim. Çünkü en fazla 20 dakika sürecek olan zaman uzadıkça uzamıştı.
Geriye kalan 1.5 saati tek başıma, hindistancevizli sıcak çikolatam, gazetem, cam kenarında oturarak geçirdim. En son ne zaman yalnızlığımla başbaşa kaldığımı düşündüm, hatırlayamadım. Başım kalabalığa o kadar alışmış ki, içimden görgüsüz bir ses ''oh'' dedi. Gazete okudum, çikolatamı içtim, camdan dışarıya bakındım. Kafede benim gibi davranan yalnızlar kulübüne üyeydim artık. Aramızdaki tek fark, onlar bu yalnızlıktan sıkılmış gibilerdi...Peh! Şaşkınlar! 
Solgun bakışları, yavaş ve heyecansız hareketleri, çaresiz yalnızlıklarını anlatıyordu. Oysa ben telaşla gazete okuyor, orayı burayı izliyor, ikinci sıcak çikolatamı yarılıyordum. Onların istemeden yaşadıkları hayatı ben 20 dakikaya sığdırmayı çabalıyordum. O an için insanların mutsuzluğu benim lüksümdü..Öyle sanıyordum..
45 dakikanın sonunda gazetenin okunacak bir tek ölüm ilanları kalmıştı. Midem o miss gibi çikolatadan bulanıyordu. Dışarıda hep aynı telaş, bazen aynı boş sokaklar ve 55 saniyede bir yanan lambadan ibaretti. Sıkıldım. Kızım.. Yavrum,kuzum feci burnumda tütmeye başladı. Evin telaşı, kalabalığı, evimi  evi gibi gören akrabalarımı özledim. Başımı kafedeki yalnızlara çevirdim. Hüzün kaplı sessizliğe fondan Boy George'un 'Do you really want to heart me' eşlik ediyordu.. Aman Allahım tam bir duygu sefaleti yüklü bir dükkan. En genci ben, en yaşlısının bir ayağı çukurda.. O iki saat nasıl geçti anlatamam. Yalnızlık ne kötüymüş lan! diye düşündüm.Ve ne kadar yanıldığımı anladım.. Yalnızlık lüks müks değilmiş, resmen işkenceymiş, kalabalığı bilen biri için.. Meğersem ben o çok sesli kalabalığa alışmışım, onsuz olamazmışım,yalnızlığımın sonunda bunu anladım..
Ertesi sabah aynı güne başlamanın mutluluğunu şu cümle ile anlatabilirim: 
'Anne ben düt istiyom.. Annee.. Annem...'
 'Tamam Annem biraz ısınsın hemen veriyorum'....

10 yorum:

  1. Şu şaşkın mevsimlere bile alışır insan da yalnızlığa alışmaz bence..
    Bende kendimle başbaşa kaldığımda önce bir oh çekerim sonrasında da o büyük boşluk içimi kemirir...
    Çok güzel ifade etmişsin canım,
    Mutlu bir hafta dilerim,
    Sevgilerimle,
    İjlal..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende mutlu bir hafta dilerim canım.Sevgiler

      Sil
  2. Çok güzel anlatmışsın kalabalıklara alışan yalnız kalınca rahatlayacağını sanan ,ama yanılan insanın ahvalini.şu an ben de kızımın yaklaşan kreş günlerini düşünüyorum neler yaparım diyorum ama vakit gelince öyle olmuyor işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım güzel uğraşlarla zamanı çabuk atlatırsın ;)

      Sil
  3. Benimle aynı duguları hisseden bir annenin bu güzel yazısını okumak bana ne iyi geldi.Ben de bugün 3 buçuk yaşındaki oğlumu,arkadaşlarla düzenlediğimiz bir pazar kahvaltısı için babaanneye gönderdim,ardından kahvaltı ve 2 3 saatlik bir gezme."YALNIZ"..Aynen dedğiniz gibi,yetiyor da artıyor bile bu kadar zaman.Yalnızlık Allah' mahsusdur diye boşa dememiş atalarımız.Allah bizlere sevdiklerimizin yokluklarını acılarını göstermesin.Çok güzel bir paylaşım olmuş,teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin binlerce kez..Güzel yorumun icin asil ben tesekkür ederim ;)

      Sil
  4. harika, harika! bayıldım yazına... annelik öyle bir dönüşüm ki.. ben mesela can atıyorum yalnız aklmaya, elim ayağıam dolanıyor azıcık yalnız kalmışsam.. derken bir saat bilemedin iki saat geçince aptallaşacak derecede sıkıldığımı farkediyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende öyleyim. Yatsa da biraz dinlensem diyorum,yatinca büyük bir özlemmle fotograflarina bakarak geciriyorum vaktimi :)

      Sil
  5. Canim benim, her ne kadar kari sevmesem de, fotografta cok guzel gorunuyor ve hastaliklarin en cok kol gezdigi su bahar doneminde mikroplari kirmak icin iyi olmus diyorum :) Yalnizliga gelince... gecekten de cok kotu birsey, sirf bu yuzden yurumeyen evlilikleri inadina yurutmeye calisanlar var. :) Ancak, yalnizlik kotu olsa da, surekli olmamak sartiyla guzel yanlari da var, ama sen annesin canim... anneligi tatmis birisi icin yalnizlik imkansiz gibi birseydir sanieim. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edibecim bu yorumun beni üzdü açıkçası. Ne yazacağımı da bilemedim. Ama sen sakın üzülme olur mu? Herşeyde bir hayır, her yaşamın kendine göre güzel tarafları vardır. Önemli olan bunun farkına varıp yaşamak. Anne olup mutsuz olan, gece gezmelerine özenende vardır mesela. Önemli olan insanın mutluluğu görmek istemesi. Seni daha ne güzellikler bekliyor, eminim ;)

      Sil