Çok güzel ve Özel bir Etsy dükkanı


O çok özel bir insan. Biliyorum böyle şeylerden mahçup oluyor. Ama ben onun ruhunu, yüzüne vuran kalbinin güzelliğini anlatmamın imkansız olduğuna inandığım için fazla yazamıyorum...  Bazı hisler, bazı sevgiler vardır nedenleri tarif edilemez. Böyle dostlar sağlık gibidir, değerine paha biçilemez.
İşte bu güzel arkadaşımın Etsy'de dükkanı var. Çalışmaları Amerikanın en güzel dergilerinden birinde yayınlandı.
Bu postu yazdığımdan haberi yok. Şimdilik olmasın, aramızda kalsın..
Ama siz bu adresi not edin ve sık sık uğrayın olurmu..
Bende sizin için dua edeceğime söz veriyorum. Karşınıza hiç karşılık beklemeden, en kötü gününüzde sizi sırtlayan, en iyi gününüzde sizinle heyecanlanan, siz zamansızlıktan yakınırken o başında onca işin arasında sizi düşünebilecek bir dostunuz olsun diye dua edicem. Bir değil iki üç olsun..
;)

Burda Dergisi 1969 Kasım benimm oldu :)


Ben bu sevinci yaklaşık 45 dakika önce yaşadım :) Ama git gel kontrol et derken yukarıdaki resimi sanırsam yarım saatte yükledi. Gerçi başında beklemediğim için bu defa bozulmadım.
Şans eseri geçen hafta bir an ebay'a girdim. Burda 60 ve 70li yılların başına kadar olan sayıları çok pahalıya satılıyor.  Ama bu defa bir an girdim ve normalinde 40-50 (TL olarak) liraya giden bu dergileri bir liraya aldım. İnanamıyorum?? :) Bu şans 2. defa yüzüme güldü, birincisini burada paylaşmıştım.
Ama yollamaz diye hiç üzerinde durmamıştım. Eşim elinde büyük zarfla içeri girdiğinde bende haşhaş ezmeli çöreklerimin ilk partını fırından çıkarıyordum. Moral olsun diye ve stress atmak için yaptığım çörekler nefis oldu. Ay turkish mama'mı oluyorum ne :) Sinir bozucu giden bir gün güzel bitti. Hazır aldığım haşhaş ezmesi tahin tadında, yani eşimin çok sevdiği harika tahinli çörekler ortaya çıktı? :)
Demek ki keyifsizken hamur yoğurmak lazımmış, nasıl güzel ve croissant gibi ağızda dağılan bir hamur oldu anlatamam. Dilerdimki okuyan herkesle paylaşabileyim. Aklım dergimde :) Çok çok güzel. İnanamıyorum. Benim gibi küçük mutluluklarla gününü renklendiren herkese aynı şeyleri dilerim. Mesela bir davetin iyi geçmesi, kekinin güzel olması, hoş bir telefonun gelmesi ve daha neler neler..
Yarın çok işim var. Haftasonu çok kalabalık olacağız. Ve bir doğumgünümüz var. Ama yarın eteğin ve kalırsa çöreklerin resmini ekleyeceğim. Herkese keyifli ve huzurlu akşamlar dilerim.

Unutmadan :Ve Burda'nın içindeki harikalarıda paylaşacağım ;)

Çekiliş Sonucu ve Blog Eziyeti

Bugün kaç defa bu postu hazırlamaya çalıştığımı bilmiyorum. Bir türlü ne resim, nede resimsiz haber vermek için yazı yükleyebildim. Bunu Twitter hesabımda da söyledim. Bu defa resimi zar zor yükledi. Umarım bununla kalmazda bu post da yayınlanır. Terslikler üst üste gelir ya, bugün ufak tefekde olsa can sıkıcı şeyler oldu. Dikiş makinamın inatla dikmemesi (yinede eteği bitirdim yalnız), arabanın tamire gitmesi ve daha birkaç ufak tefek şeyler. Sonra gelen birkaç telefonla üst üste gelen terslikleri biraz daha hafife almaya başladım.
Çekiliş sonuçlandı. Pinki Minkiyi tebrik ediyorum. Bana e-mail veya bu postun altına adresini yazarsan (tabii yorum yayınlanmıycak) postanı hemen yollayabilirim.
Katılan herkese teşekkür ederim. Mutlaka bunu tekrarlayacağım.  Bu defa kendi hazırlayacağım birşeyi düşünüyorum. Ama beylerde var, onları unutmamam lazım.. ;)

Sonbahar temalı etekte Yapım Aşaması


Bu yazımda bahsettiğim etekte dün daha çok aplike çalışmalarına ağırlık verdim. Kısıtlı zamanıma rağmen enerjim yüksekti diyebilirim. Göbek büyüdükçe hareketlerde ister istemez ağırlaşıyor, eskiden yapmak istediğim birşey yapamıyorum çünkü gobişim engel oluyor :)
Dün Freehand çizmeye başladım demiştim ya, sanki yeni başlamışım gibi bir başlık oldu. Fakat ben çocukluğumdan beri çizerim. Bu yeteneğimi üniversitede seçmediğim için pişmanım diyebilirim. Fakat bir ara o kadar çok çevremde portre çizmem istendiki ara ara 'iyiki resim bölümüne girmemişim' dediğimde oldu.
Aplikeler için çift taraflı tela kullandım. Resimde görüldüğü gibi bu kağıt (pişirme kağıdı dokusunda) ve iki tarafıda yapışıyor. Yani bir tarafı ile esas resmi kağıda kopyalıyorsunuz, diğer tarafını kumaşın arka tarafına koyup ütülüyorsunuz. O kumaşa yapışıyor ve siz kolayca o motivi kumaştan kesiyorsunuz. Sonra isterseniz tela kumaşın üzerinde iken dikebilirsiniz, ardından kolayca çekersiniz kağıdı. Ben telayı çıkarıp sadece aplikeyi eteğin üzerine diktim. Elbise olarak diktiğim bir bluzden arta kalan çiçekli pastel pembe renk ağırlık bir kumaş kullandım.
Fazlasını anlatmıyım sürpriz olsun:) Yarına bitiririm diye düşünüyorum.
Dikiş ise en kolay tarafı. Astar olarak altına ince bir pamuk kumaş kullanacağım. Ne de olsa önümüz kış.

Sonbahar Temalı Etek dikmeye Freehand çizmeye başladım.

Bu resimi kalemle şablon kullanmadan çizdim. Eteğin kalıbı A şeklinde basit bir kalıp. Haftasonu kalabalıktan devam edemedim. Umarım 1-2güne bitiririm.
Köpek resmini internetten bulup bastım. Düşündüğüm tema ise hafif rüzgarlı bir Sonbahar günü. Rüzgar uçuşan yapraklar düşünüyorum, umarım kafamda tasarladığım gibi olur ;)

İçimden geldiğim gibi ,Hayat'dan kısa kısa

(en sevdiğim çiçekler)
Haftasonu çok yoğun yorucu ama güzel geçti. İnsanın etrafında güzel dostları, hemde kan bağı olmadan bu kadar sevecen insan olması çok güzel. Beni bu zamanda nasıl mutlu ediyorlar anlamatam. Herkese manevi mutluluklar dilerim..
Eskiden herkesi tanımak bir marifetti. Sonra yirmilerin başında tecrübelerle bunlar elenmeye başladı. Ben herkese iyi düşünürken bazılarının beni kırması ve iyi niyeti saflık diye algılamasına kırıldığım oldu. Neden neden bu kötü diye kafa yordum.  Sonra anladım ki Bucanni 'nin buradaki postunda yazdığı gibi hayatta iyi ve kötü insanlar var. Bunlar değişmez. Ama ne kadar gaddar veya zalim diye söylemlere bakmadan, hiç düşünmeden genişçe bir eledim. Aman boşver, yok kan bağıdır, yoksa tarafdır şudur budur demedim. O benim kan bağımsa ben dış kapının dış mandalı değilim dedim. Sonra bir baktım ki elekten geçen çok, geriye kalan neredeyse hiç yok :) Elekten elenenler birbirlerinin arkasından atıp yüzyüze eğleniyorlar. Yok dedim bu bana göre değil. Geriye kalan birkaç dost ise okulu bitirip hayat mücadelesine daldı. İlişkilere başlandı, evlenildi sorumluluklar geldi derken görüşmeler bazen telefonla sınırlı, yanyana gelmeler ayda yılda bire dağıldı.
Hayat bir yol gibi işte yürüyoruz.
Sırf kalabalık olsun diye sorunlu, kompleksli,yorucu insanlarla görüşmeye kalkmadım. Zaten çekirdek ailem, canım eşim bana yetiyordu. İşte sonra yoluma benim gibi eleyen ve yoluna yalnız devam eden, benim gibi maddi manevi ayırt etmeden dost gibi dost arayan insanlarla karşılaştım. Hemde beklemediğim zamanlarda. Dışarıdan bakınca özenilecek hayata ve başarılara sahip insanlarda vardı. Buna değer verenlerin, başarılarını çıkar olarak bakan zamanında elenmiş insanların yağcı yaklaşmaları ile karşılaştım. Neden o insanlar tarafından tercih edildiğimi anlamadılar. Herşey dünya için, dostluk önemli. İşin sırrı bu. Ama bunu anlamayan tipler (ki bu çoğunluk) debelenip durdular etrafımda.
Sonra yeni dostlarım benim ben onların kıymetini senelerdir bilir olduk. Birinin yardıma ihtiyacı oluyorsa elindeki imkan ve becerileriyle zaten bir diğerinin sonuna kadar yanında oluyor. Bazen sadece elini tutuyor, herşey düzelicek diyoruz. Bu kadar.. Bazen bunun karşılığı paha biçilmez bir iyilik, veya üşenmeden yapılan bir çaba oluyor.
Bazen bütün dünya kötü olabiliyor insanın etrafında. İnsan kendine ve etrafına dürüst olduğu, yalnız ve çıkmazda kaldığı anlarda bile dimdik duruyorsa bir gün o iyilikler mutlaka geri dönecektir. Yapılan her iyilik, bir müjde, bir talih, bir sıhat veya iyi bir dost olarak geri dönüyor birşekilde. Hayatta hiç birşey tesadüf değil. Hayatımıza giren herkesin, yaşanan her olayın bir sebebi var. Dilerim ki herkes tecrübeleriyle olgunlaşıp kimsenin hakkını yemeden yolunda dimdik devam ederken kendi gibi insanlarla karşılaşır.
 ;)

Son olarak Can Dündar'ın sevdiğim bir şiirini eklemek istiyorum.

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın......
"Nereden çıktı bu vakitte" dememeli,Kaynakwh:
gece yarısı yataktan fırladığında;
Gözünün dilini bilmeli,dinlemeli,
sormadan söylemeden anlamalı....
Arka bahçede varlığını sezdirmeden
mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi
köklenmeli hayatında;
Sen her daim onun orada olduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli,
kovuklarında saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kollarıyla.
Dalları bitkin başına omuz,
yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı....
En mahrem sırlarını verebilmeli,
en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin;
Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz.
Onca dalkavuk arasında bir tek o,
Sözünü eğip bükmeden söylemeli,
yanlış anlaşılmayacağını bilmeli,
alkışlandığında değil sadece;
Asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.....
Övmeli alem içinde,baş başayken sövmeli
övdüğünde de sövdüğünde de
bunun iyilikten olduğunu bilmelisin:
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının;
günahlarının yegane sahibi.
Seni senden iyi bilen,
sana senden çok güvenen bir sırdaş,
göz bebekleri bulutlandığında fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında onun
gözlerinden gelmeli yaş....
Yıllarca aynı ip üzerinde çalışmış,
iki trapezci koluna girebilmeli.....
Parkurun bütün zorluklarına rağmen
DOST"luğumuzu koruyabildik,
acıları birlikte göğüsledik ya;
Yenildik sayılmayız diyebilmeli.....
Issızlığın yalnızlığın en koyulaştığı an da
küçük bir kağıda yazdığımız
kısa ama ümit var bir yazıyı
yüreğe benzer bir taşa bağlayıp
birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz.
Bunu da aşacağız.
İmza
bir Dost...
CAN DÜNDAR

Cumartesi Tarifleri - 2 Tarif & Sevdiklerim ve bizden kısa kısa

Aslında bugün tarifden ziyade sevdiğim yemeklerden bahsetmek istedim. Fakat adet yerini bulsun diye 1.si herkesin bildiği bir yemekten 2.si ise daha çok öğle çayına, toplantı ve özel günleri için çabuk hazırlanan bir tarif vermek istiyorum.
29.Haftaya yaklaşırken acaba kızımın damak zevki kime çekicek diye merak etmiyor değilim. :)
Annem ve anneannem gizli bir vejeteryanlar diyebilirim. Kırmızı et hiç yemezler. Ben daha çok sebze ve balık ağırlıklı yemeklerle büyürken eşim annesinin Kayserinin en leziz yemekleriyle büyümüştü. Fakat ortak yemek yapma, süsleme merakımız mutfakta annelerimizin yemeklerini aratmayacak noktaya getirdi bizi. Kayınvalidem ve ailenin diğer hanımlarının benden tarif istemesi benim için büyük bir mutluluktu.
Fakat yinede sebze yemeklerinin, annemin kışın yaptığı baharatlı tarçınlı çayların, kuru veya taze meyvelerden baharatlarla karıştırıp yaptığı meyve sularının yerini hiç bir şey tutmuyor.
En sevdiğim ise Patlıcan. Özellikle kızartmasını (biliyorum sağlıklı değil belki ama ben bayılıyorum) ve her türlü patlıcan yemeğine bayılırım. Eşim ise tam bir patates canavarı. Patates ve yoğurt. Bizim evde bir hafta içerisinde kaç kilo yoğurt tüketiliyor sormayın.  En sevdiğim(iz) öğün ise uzun kahvaltılar.
Özellikle resimde görünen haliyle seviyorum patlıcanı..
Patlıcanı kızartıyorum. Üzerine kabukları soyulmuş, küp küp doğranmış domatesi hazırlıyorum. Şöyleki: içerisine çok az sirke, sarımsak ve tuz ekliyorum ve kızartmaların üzerine döküyorum. Hepsinin üzerinden taze çekilmiş karabiber ve ince doğranmış maydonoz. İşte ilk tarif bu kadar. Genelde bu tarife biberde kızartıp ekliyorum.
Tekrar sevdiklerime dönelim. Zeytinyağlılar. Başta taze fasulye, pırasa, sarmalar, dolmalar, barbunya geliyor. Sonra kısır, mercimekli köfte renk renk salatalar ve öğlen çayına ne yakışıyorsa.
Gelelim 2. Tarife

Milföy, Creme Fraiche (veya sütle karıştırılmış Krem Peynir), Soğan,Mantar, Maydonoz, Taze Kişniş (yoksa da sorun değil). isterseniz ince doğranmış ve yağda kavrulmuş pırasa. Tuz,karabiber.Yumurta Sarısı.

Yağda soğan ve diğer ince kıyılmış sebzeleri biraz kavurup biraz ılıması için bekliyorsunuz. Şimdi fırına 180 dereceye alalım.Milföyü Açıyorsunuz. Creme Fraiche'i tamamına sürüyorsunuz. Sebzeleri her tarafa eşit şekilde döküyorsunuz. Tıpkı rulo pasta gibi sarıp, Dilim dilim kesip fırın tepsisine yerleştiriyorsunuz. Üzerine yumurta sarısı sürüp üzeri kızarana kadar fırında pişiriyorsunuz.  Hem sıcak hem ılık (soğukda severek yiyen var) nefis birşey.

İkinci tarifden sonra gelelim tatlılara. Çikolatalı tatlılar favorim. Fakat çikolata ve Portakal karışımı tatlılar,kekler ve ne varsa aman lütfen uzak dursun. Boğazımdan geçmiyor. Fakat tatlı olan herşeyi yerim :) Eşim maalesef sütlü tatlıları sevmiyor. Şerbetlilerle de arası yok. Yani bunlar bizim evde genelde 1 kişilik yapılır. O da tek başına yemesi zevkli olmadığı için sık yapılmaz. (Fırın Sütlaç hariç :) ) Daha çok yaş pasta,kek,soslu kek tüketilir.
Gelelim kızımıza.
Hamile olduğumu bilmeden bile tatlı yemeyi bıraktım. Bu nasıl bir sihirdir anlamıyorum?Geçen sene bir bayanla tanışmıştım, bana asla tatlı yemediğini söylemişti. Ona uzaylı gözüyle bakmıştım. :) İnsan nasıl tatlı yemeden yaşar. ? Şimdi ben uzaylı anası gibi birşey oldum. Gebelikte kesin bir 30 kilo alırım derken 29 haftaya doğru tam 6 kilo almışım. Ben ve 6 altı kilo. Şaka gibi. Gören göbeğin takmamı diyor.
20-30 kiloda alsam farketmezdi. Yeterki bebeğim sağlıklı olsun. Şimdi zamanda yaklaştıkça merakımız artıyor. 1. Kime benziyecek? 2. Nelerden hoşlanıcak, neleri sevicek? 3.Kimin hangi yönlerini alıcak vsvs..
Ve gebelik boyunca tükettiğim yiyecekler doğrultusunda tam bir sebze ve salata canavarımı olucak?
Bitmek bilmeyen sorular,heyecanlar,sevinçler ve telaşlar.Herşeyin hayırlısı olsun..
Dilerimki sağlıklı olsun.
Herkese güzel ve keyifli bir haftasonu diliyorum ;)

Burda Dergisi 1966-1968 - Harika Vintage Modeller

60'lı yılların sade çizgilerine ve bir o kadarda şık modellerine bayılıyorum!
Eski Burda dergilerinden yaptığım bütün modeller öyle güzel olduki.
Dikişe yeni başlayanlara mutlaka öneririm. Bu zamanda yeni birşeyler bulma uğruna yapılan detayların hiçbiri yok. Sadece bu zamanda olduğu gibi kalıplar 34-44 gibi birçok beden yerine sadece bir beden de veriliyor. Resimdeki mankenler ince olsade çoğu kalıplar 40-42 beden. Yinede küçük beden yaptığımde hiç zorluk çekmeden aynı sonuca ulaşıyorum. Ve ben o kadar çok şey ekliyorumki. Mesela çiçekler, aplikasyonlar, fırfırlı süslemeler vs.. Ve birden bambaşka bir şey çıkıyor. :)
Ah keşke 50 ve 60'lı yılların Burda dergilerinin hepsine sahip olabilsem :) (Tipik balık burcuyum işte hayal kurmadan olmuyor :) )
Acaba benimle aynı düşünceleri ve kıyafet konusunda aynı düşünceleri paylaşan kaç kişi var..

DIY - 3 Adımda Vintage Saç Aksesuarı Yapımı

Burada Yaptığım etekten geriye kalan kumaş ile Vintage Saç Aksesuarı / Minik Şapka yaptım.
Yapımı çok basit. Dikişten geriye kalan kumaşlarla farklı şekilde bu tür aksesuarlar yapıp kıyafetlerle kombinlemek farklı bir hava katıyor bence. Birçok blog arkadaşım bu ve benzeri saç aksesuarlarının yapımını anlatıyor. Genelde bunun için vatka kullanılır.
Fakat ben resim defteri arkası ince kartonu kullandım. Vatka bana büyük geldi. Biraz daha zarif dursun istedim. Kartonu ikiye katlayıp istediğim formda kestim. İkiye katlamamın sebebi ise, iki tarafıda aynı şekilde dursun diye. Aynı şekilde kumaşı resimdeki gibi biraz daha büyük kestim. Ve silikon tabanca ile kartona yapıştırdım.
Ardından etrafına kumaşa uygun bordo rengi suni kürkü yapıştırdım. (O da artık kumaştı :) )
Arkasına aynı ebatlarda kestiğim keçe kumaşı aynı şekilde yapıştırdım. Aslında kumaşta yapıştırılır keçe yoksa fakat kumaşın kenarlarını ya içe katlanıp yapıştırmalı yada dikip temiz şekilde yapıştırmalı. Bu durumda keçe daha temiz ve çabuk oluyor. İki tane toka geçirmek için keçe şerit kesip uçlarını yapıştırdım.
Ve hazır. ;) Anlatamadığım bir bölüm varsa sorabilirsiniz ;)

Küçük bir Armağan-1 ..ve büyük bir teşekkür

Burda olmamın sebebi ilgi duyduğum güzellikleri paylaşmak, sizlerden öğrenmek, hobilerimi geliştirmekle sınırlı. Yani kısaca sanal ortamda yer alan olumlu bilgilerden faydalanmak ve mutlu paylaşımlarda buluşmak. Herşeyin iyisini düşünerek hareket etmeye çalışıyorum. Yazılarıma yorumları ile güzellik katan herkese tek tek teşekkür etmek için blogumu izleyenlere küçük bir armağanım olsun istedim.
Bu yüzden minik bir çekiliş hazırladım. Bunların mutlaka devamı gelecek..

Armağan ise ‘ Eazy Fashion’ dergisi. Burda Dergisine dahil olan genç grup tarafından ilk kez bu şekilde bir dergi hazırlandı.

Güzel kalıplar, vintage desenler dışında çok hoş DİY (Do it Yourself), Pimp your Outfit Projeleri var. Dergi Almanca, yalnız herşey resimlerle öyle detaylı anlatılmış ki, okumaya bile gerek yok. Bu derginin devamı olacakmı bilmiyorum ama şimdilik pek öyle görünmüyor.
Dergi cıvıl cıvıl capcanlı. Dikiş ve tasarımla ilgilenenlerin ve buna yeni yeni igli duyanların mutlaka beğeneceği bir dergi.

Katılmak isteyenlerden 3 ricam olucak.
1. Blogumun izleycisi olmanız (Sağ tarafda Blog Arşivinin üstünde izle bölümünü tıklamak)
2. Çekilişi varsa blogunuzda duyurmanız
3. Bu Yazının altına link vermeniz
4. Ve blogda görmek istediklerinizle ilgili birkaç cümle. Neye daha çok ağırlık vermeli, neleri paylaşmamı istersiniz. (Ne de olsa yelpaze geniş : ) ) (Böylede iyi diyebilirsiniz : )

Yorumlarınızı 27 Eylül 2010 Pazartesi günü saat 21:00 ‘e kadar yollayabilirsiniz.
En geç 30 Eylül 2010 Perşembe günü kazanan arkadaşımın adını açıklayacağım. Dilerimki gerçekten dileyen, isteyen, işine yarayan ve belki şimdiye kadar hiç kazanmamış bir arkadaşımıza gitsin.

Cumartesi Tarifleri En güzel Çikolatalı Kek

Çok iddalı bir isim ama püf noktalara da dikkat edilirse gerçekten çok güzel oluyor. Ben Yuvarlak kalıpta yaptım, kare kalıptada yapılabilir.

250 gr. Tereyağ
250 gr. Sütlü kuvertür
320 ml Süt
320 gr. şeker
2 Yumurta
1 ç.k. sıvı vanilya
230 gr. Un
3 Y.K. Nişasta
3 Y.K. Kakao
Yarım Paket Kabartma Tozu
Şurubu: 1 ç.b. Kaynamış Su, 2 Paket Vanilya
Sosu: 80 gr. Sütlü Kuvertür, 100ml sıvı krema

Malzemeler 26cm yuvarlak kalıp için

Püf Noktalar: Biz sütlü kuvertür tercih ettik, isterseniz bitterde kullanabilirsiniz. Çikolatanın kalitesi ne kadar iyi olursa tadı o kadar güzel olur.
Kürdanı mutlaka kekin içine iyice batırın ki fırçayla sürülen şurup kekin tamamını ıslak bir kıvama getirsin.
Fırını sık sık kontrol edin kek kurumasın.
Bir tencereye yağ,süt,şeker,kuvertür eklenir ve düşük ısıda malzemeler eriyip homojen kıvam alana kadar karıştırılır. Malzemeler eriyince ocaktan alınır ve soğumaya bırakılır.
Fırını 170 dereceye getirelim.
O esnada ben su ısıtıcıda su ısıtıp 2 Paket Vanilyanın üzerine döküyorum.
Vanilya şekeri eriyene kadar karıştırıp hazır olan şurubu ılımaya bırakıyorum.
Un,nişasta,kabartma tozu ve kakao bir kaba elenir.
Soğuyan homojen sıvı bir kaba alınır. İçine un ve yumurta eklenip mikserle malzemeler iyice karışana kadar 1-2dakika çırpılır.
Önceden ısınmış fırında yaklaşık 45-55 dakika (lütfen kürdanla kontrol edin, pişmesi fırına göre değişebiliyor)
Pişen keki fırından alıp kürdanla her tarafına delik açın (tam batırınki nemli kıvamı dibine kadar olsun) Şerbeti fırça yardımıyla sıcak kekin her tarafına sürün.
Sos için: Kuvertürü bıçakla ufak ufak doğrayın. Kremayı tencerede kaynama noktasına gelene kadar pişirip kuvertürün üzerine dökün. Kuvertür eriyene kadar iyice karıştırıp 5 dakika bekletin.
Bu karışımı kekin üzerine dökün.
Ilıkken yanında vanilyalı dondurma ile servis yapın. Ertesi gün ve onda sonraki gün ise tadı ayrı bir güzel ve nemini kaybetmeyen harika bir tad..
Mutlaka tavsiye ederim. Afiyet olsun.

Cumartesi Tarifleri serisinde tariflerinizin yayınlanmasını istiyorsanız bana tarifi email olarak, veya yorum olarak yollayın. Yorum olarak tariflerini yorum bölümünde yayınlamadan direk post olarak yayınlayacağım  ;)

Çekiliş Zamanı

Aslında bunu çok önceden yapmayı istiyordum ama bir türlü kısmet olmadı. Gönül isterki paylaşımlarıma güzellik katan herkese birer armağan vereyim, ve dilerimki bir gün bunuda gerçekleştirebilirim. Paylaşmak da mutluluğun bir parçasıdır bence.
Bu arada yarın Cumartesi Tarifi Serimde bizde çok sevilen bir tarifi ekleyeceğim. Pazartesi planladığım çekiliş dikişle ilgili. Umarım hediye beni olduğu kadar kazananı da mutlu eder. ;)
Bu arada Burda Ekim sayısını aldım, daha doğrusu sağolsun eşim alıp getirdi. Karanlık olduğu için resim çekmedim. Fakat inanılmaz güzel kalıplar var. Bunun dışında seçilen kumaşlar ise ayrı güzel. Özellikle bunu:
ve pastel yeşili etekle ceketi çok beğendim. Dikişe yeni başlayanlara da mutlaka öneririm..
Güzel bir haftasonu diliyorum ;)

Burda Dergisi Ekim Sayısı

Burda Ekim sayısı yine dolu dolu geliyor. Yukarıdaki ikinci mavı tuniği göbekle bile giyebileceğimi düşünüyorum :)
 Beğendiğim birkaç parçayı paylaşmak istedim.
Bu seçtiklerim sadece birkaç parça mutlaka beğenilecek daha fazlası var ekim sayısında..
T-shirt üzeri dantel çalışmalarıda çok hoş..

Güzel Çiçek Örgü Tokalar

Kaynak Renk kombinasyonlarıda çok hoş.. (Bugünlerde sanki toka ve saç aksesuarlarına takmış durumdayım :) )

Romantik Saç Aksesuarları

Şu bebişlerin tatlılığına bakarmısınız :)
ve daha fazlası için Kaynak

Günlük, (Gebelikte Saç boyama & Gece Kıyafeti ...)

Dün bizde kutlanılan, daha doğrusu beş arkadaşın geçirdiği vakit gerçekten çok güzeldi. Evli olanların eşleride geldi ve eşlerde diğer odada teknoloji ağırlıklı, keyifli vakit geçirdiklerini bazen bizi bastıran kahkahalarından anladık.Yavaş yavaş çocuklandığımız için sohbet çocuk ve hamilelik ağırlıklıydı. Bu arada konu gebelikte saç boyamaya geldi. Kendi doktorum fazla dikkatli ve 12.haftadan sonra boyanması daha doğru demişti. Aramızda çiçeği burnunda bir senelik doktor arkadaşımız (kendisi çocuk doktoru olsada, doktor aileden gelmesininde rolü varmı bilmiyorum ama hertürlü genel sorularla karşılaşmaya alışık :) ) da aynı şekilde yaklaştı konuya. Bu bilginin birilerine faydası dokunabilir diye ekliyorum.
Sonra 1,5 ay sonra bir arkadaşımızın düğün yemeğinde giyilecek kıyafet hakkında konu açıldı. Tek hamile benim  ve o sırada 8 aylığı biraz geçmiş karnı burnunda olarak neler giyeceğimi en çok benim düşünmem gerektiğini anladım. Çoğu kendin dik dedi, fakat şu anda göbeğimin ozaman ne kadar büyüyeceğini kestiremiyorum. Ne tür bir kumaşla nasıl birşey dikeceğimede karar veremedim. Ama saçlarımı yukarıdaki Lena Hoschek defilesindeki manken kız gibi isterim diyorum :) Peki Kıyafet??..

Cam Boncuklarla Bileklik ve bizden kısa kısa

Çalışan ve bunun dışında sosyal anlamda aktif bir insan olarak evde istirahate çekilmek zorunda kalmak gerçekten çok zor. Özellikle etrafınızda birkaç doktor varsa, bu daha da zor. Tabii ki iyi niyetle ama üzerinize fazla titriyor olmaları bazen işinizi daha da zorlaştırıyor. Sağolsun kimse yalnız bırakmıyor ama herşeyi kısıtlı yapabilmek bile bazen kendimi kafeste hissetmeme sebep oluyor. Bu arada tekmeler gittikçe güçleniyor. Şimdilik geceleri öyle bir sorunumuz yok ve rahat uyuyoruz. Çok mutluyuz. Babamızla birlikte küçük oyunlar oynuyoruz. Verdiği tepkiler inanılmaz bir mutluluk..Böylece bizde şimdiden hayatın üç kişilik tarafına alışıyor gibiyiz..
Evde küçük bir boncuk kutum vardı. İçerisinde cam ve çeşitli taşlardan oluşan boncuklarım vardı. Uzun zamandır o kutuyu elime almamıştım. Dün bu boncuklardan sevdiğim renklerden olanı seçip bir bileklik yaptım. Akşama doğru içeri süzülen güneşin ışıklarıyla ayrı bir güzelliğe büründü sanki. Bugün doğumgünü olan bir arkadaşıma hediye etmek istiyorum. Yanında Zara’dan beğendiği bir bluzu almıştım. Sağolsun bunun için başka bir arkadaşım seferber oldu. Ve bana kolaylık olsun diye herkesin elinde bir tabak yemekle bana gelicekler. Sanki doğumgünü sahibi benim. : ) Herkese böyle güzel dostlar nasip olsun. Manevi ağırlığımı nasıl hafifletiyorlar anlatamam.

Vintage Fashion *** Romantik Çizgiler ***